"Tesadüfe havalesi hiçbir cihet-i imkânı olmayan kastî ve hakîmâne bir temyiz ve tefrik, ihtiyarî ve rahîmâne bir tezyin ve tasvir mânâsı ve hakikati,.." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Temyiz ve tefrik birbirinden ayırd etmektir. Kâinat tarlasındaki tohumları öyle karmaşık olarak serpiyor ki; Allah’tan başka hiçbir kimse bu keşmekeşliği temyiz edemez, san’atlı yapamaz. Bir topraktan yüz binlerce tür bitki ve hayvanatı karıştırmadan ve şaşırmadan çıkarmak; ancak sonsuz ilim ve kudret ile mümkündür. Kâinatın tarlası hükmünde olan atomlardan, sürekli yeni kâinatları icat etmek ve onların eli ile harika san’atlar icra etmek; ancak Allah’a mahsus bir sikke ve mühürdür

"Nakkâş-ı Ezelî, zeminin yüzünde yaz, bahar zamanında en az üç yüz bin nebâtât ve hayvânâtın envâını, nihayetsiz ihtilât, karışıklık içinde nihayet derecede imtiyaz ve teşhis ile ve gayet derecede intizam ve tefrik ile,.." (22. Söz)

Tezyin; süsleme ve bezeme demektir. Selimiye camiîni bütün yönleriyle inceliyor, ondaki san’ata hayran kalıyor ve sonunda, “Böylesine muhteşem bir eserin mimarı, elbette büyük bir dâhi, eşsiz bir san’atkârdır.” hükmüne varıyoruz. Yani eserden müessire, san’attan san’atkâra ulaşıyoruz.

Aynı şekilde şu kâinat da bize Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren muhteşem ve muazzam bir san’at eseridir. Bu kâinat sarayında teşhir edilen bu harika eserleri iyi okuyan kişi, onların Sanii olan Allah’ı tanır.

Bir arabaya binmek için elimizi kapıya götürüyoruz, orada kapıyı açmak için bir mandal olduğunu görüyoruz, sonra mandalı açıp arabaya biniyoruz. Oturabilmemiz için bir koltuk olduğunu görüyoruz. Oturduktan sonra arabayı çalıştırmak için bir marş anahtarının yerleştirilmiş olduğunu fark ediyoruz. Çalıştırdıktan sonra, arabanın hareket etmesi için bir gaz pedalının ayakaltına konulduğunu görüyoruz. Arabayı kontrol etmek için tam da önümüzde bir direksiyon simidinin olduğunu müşahede ediyoruz vs.

Arabanın bütün bu aksesuarının bir mühendisin hikmet ve kastı ile teşekkül ettiğinde en ufak bir tereddüt yaşamak bir yana, ona hayran olup takdir ederek, sahibini ustasını medh u sena ediyoruz. Arabanın her santimetresinde mühendisin bilgi ve iradesi yansıyor ve kendisini bize ihsas ettiriyor. Arabadaki onca hikmetli ve iradeli işleri tesadüfe ya da makinelere vermek kimsenin aklından bile geçmiyor.

Ağaçlar, bitkiler, dağlar, ovalar ve yıldızlar bu arabadan daha mükemmel ve daha san’atlı olmalarına rağmen, bunları mühendis ve mucidi olan Allah’a vermeyip de tesadüfe veya sebeplere vermek ahmaklık değil de nedir acaba? Evet, bir elmanın göze hitap etmesi, ağzımıza ve dişimize uygun bir yumuşaklıkta olması, yediğimizde midemizin hazmedebileceği bir kıvamda olması, sonra azalarımıza vitamin ve besin olarak gitmesi gibi binlerce hikmet ve iradeye işaret eden kasıtlar, rahmet ve hikmeti sonsuz olan Allah’a işaret etmiyor mu?

Araba ile onu yapan mühendisi arasında nasıl bir sanat-sanatkâr münasebeti varsa, elma ile Allah arasında da aynı, belki daha kat’î bir san’at-san’atkâr münasebeti vardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...