"Tesadüfe havalesi hiçbir cihet-i imkânı olmayan kastî ve hakîmâne bir temyiz ve tefrik, ihtiyarî ve rahîmâne bir tezyin ve tasvir mânâsı ve hakikati, o hadsiz envâ ve efratta gündüz gibi âşikâre görünüyor ve ..." Devamıyla açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir arabaya binmek için elimizi kapıya götürüyoruz, orada kapıyı açmak için bir mandal olduğunu görüyoruz, sonra mandalı açıp arabaya biniyoruz. Oturabilmemiz için bir koltuk olduğunu görüyoruz. Oturduktan sonra arabayı çalıştırmak için bir marş anahtarının yerleştirilmiş olduğunu fark ediyoruz. Çalıştırdıktan sonra, arabanın gitmesi için bir gaz pedalının ayak altına konulduğunu görüyoruz. Arabayı kontrol etmek için tam da önümüzde bir direksiyon simidinin olduğunu müşahede ediyoruz vs.

Arabanın bütün bu aksesuarının bir mühendisin hikmet ve kastı ile teşekkül ettiğinde en ufak bir tereddüt yaşamak bir yana, ona hayran olup taktir ederek, sahibini ustasını medhu sena ediyoruz. Arabanın her santimetresinde mühendisin bilgi ve iradesi yansıyor ve kendisini bize ihsas ettiriyor. Arabadaki onca hikmetli ve iradeli işleri tesadüfe ya da makinelere vermek kimsenin aklından bile geçmiyor.

Ağaçlar, bitkiler, dağlar, ovalar ve yıldızlar bu arabadan daha mükemmel ve daha sanatlı olmalarına rağmen, bunları mühendisleri ve mucidleri olan Allah’a vermeyip de tesadüfe veya sebeplere vermek ahmaklık değil de nedir acaba? Evet bir elmanın göze hitap etmesi, ağzımıza ve dişimize uygun bir yumuşaklıkta olması, yediğimiz de midemizin hazmedebileceği bir kıvamda olması, sonra azalarımıza vitamin ve besin olarak gitmesi gibi binlerce hikmet ve iradeye işaret eden kasıtlar, rahmet ve hikmeti sonsuz olan Allah’a işaret etmiyor mu?

Araba ile onu yapan mühendisi arasında nasıl bir sanat-sanatkâr münasebeti varsa, elma ile Allah arasında da aynı, belki daha kati bir sanat-sanatkâr ilişkisi vardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...