"Üçüncü nükte acele yazılmıştır." deniyor, sebebi nedir? İsm-i Hakem bahsinde ilk ayette "Rabbinin yoluna hikmetle çağır." derken ne gibi manalar kastetmektedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu ifade ile risalelerin hapishanede ve baskı altında yazılmasına işaret ediliyor. Üstad Hazretlerinin sürekli gözaltında olması ve baskılara maruz kalmasından dolayı Risale-i Nurlar genelde vakitsiz ve perişan bir vaziyette yazılmıştır. Bu da ister istemez bazı eserlerin telifinin acele ve gizlice yazılmasını gerektiriyor. Üstad Hazretlerinin "acele ile yazıldı" demesi buna kinayedir.

"Rabbinin yoluna hikmetle çağır." (Nahl, 16/125)

Bu ayetle başlamasının muhtemel iki manası var:

Birisi ve zahir olanı, kâinattaki hikmetlerin dili ile insanları ikna et ve İslam yoluna çağır. Allah’ın Hakim isminin tecellisi bütün kâinatı kuşattığı için her bir varlığa nihayetsiz menfaatler takılmıştır. Bu menfaatlerin tesadüfen ya da kör ve sağır tabiatın eli ile eşyaya takılması imkânsız olduğuna göre, bütün bu hikmetli eşyanın Hakim bir sahibi var. Öyle ise, sen bu hikmetleri insanlara göster ki, ikna olsunlar ve İslam yoluna gelsinler demektir.

Cenab-ı Hakk’ın inayetine mazhar, her cihetle mansur ve muzaffer olan bütün peygamberler, tebliğ ve nasihatlerini hikmetle ve kavl-i leyyin ile yapmışlardır.

Kavl-i leyyin, sözü yumuşak söylemek, muhatabı rencide etmeden tatlı bir dil ile maksadını anlatmaktır. Binaenaleyh bir kişinin davasında muvaffak olması, onun kavl-i leyyin sahibi olmasına bağlıdır.

Hikmetle ve kavl-i leyyin ile söylenen her söz, kalpleri teshir eder, insanları birbirine rapteder; hatta en inatçı ve mütekebbir insanları bile insafa getirir ve hakkı kabule mecbur eder. Kelâmın nezaketle, hikmetle ve yumuşaklıkla ifade edilmesi ilim ve hikmetin gereğidir. Aksi halde, o kelâm doğru olsa bile, kabul edilmez ve reddedilir.

“Zira medenîlere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir.” (Divan-ı Harb-i Örfi)

Cenab-ı Hak, küfür ve inatla haddini tecavüz eden Firavun’un hidayete gelmeyeceğini bildiği halde, ona Hz. Musa ile Hz. Harun’u gönderiyor ve şöyle buyuruyor: (as.)’a “Ona tatlı ve yumuşak bir tarzda hitab edin. Olur ki, aklını başına alır, yahut hiç değilse biraz çekinir.” (Taha Suresi, 44)

Cenab-ı Hak, bütün âlemlere rahmet ve bütün insanlara eşsiz rehber olarak gönderdiğin Resûl-i Zîşan Efendimize (asm.) hitaben de şöyle buyuruyor: “Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.” (Al-i İmran Suresi, 159)

Evet, lisanında kavl-i leyyin, kalbinde eşsiz şefkat olan ve her hususta hikmetli hareket eden Habib-i Kibriya Efendimiz (asm.) o şirk, cehalet ve zulüm asrındaki insanları etrafında bir pervane gibi döndürdü, “mahbub-u kulûb, muallim-i ukûl, mürebbi-i nüfus, sultan-ı ervah oldu.”

Bu Üçüncü Nükte bir cihetle bu ayetin emrine ittiba etmek manasını taşıyor. Yani Üstad Hazretleri bu nükte ile insanları Allah’ın yoluna hikmetle davet etmiş oluyor.

İkincisi ise, İslam dinini tebliğ ederken hikmetle tebliğ etmektir. Bu ikinci mana daha çok usul ve üsluba bakıyor. Yani insanları hakka davet ederken, en güzel ve en tesirli tebliğ metotlarını kullan, demektir.

Mesela, mütefennin birisine ikna ve ispat ile avam birisine basit ve sade bir üslup ile âlim birisine ise ilmi bir usul ile yaklaşmak, hakkı hikmetle anlatmaktır. Bu zamanda fen ve felsefe hükmettiği için, Risale-i Nurların ikna ve ispat ile insanları hakka davet etmesine, bu ayet güzel bir levha ve misal teşkil ediyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...