Üstad Hazretleri, Efendimizin peygamberliğinin ispatı konusu üzerinde neden bu kadar durmuştur?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İman hakikatlerine en büyük iki delil Peygamber (a.s.m) ve onun elindeki Kitaptır. Bunlara inanan insan diğer iman rükünlerine de iman eder. Aksi halde hiçbir iman hakikatine inanmaz. Bu bundan dolayı Üstadımız birçok risalesinde Resûlullah Efendimizin (asm.) hakkaniyetini ispat etmeye özel bir önem vermiştir. Bu konuda Üstadımızın aşağıda naklettiğimiz harika ifadeleri, Peygamberimize (a.s.m) imanın bütün hakikatlerin esası olduğunu en açık şekilde ortaya koymuştur:

“Mesela, nasıl ki bir saray bulunsa büyük bir dairesinde büyük bir elektrik lambası bulunur. O elektrikten teşaub etmiş ve onunla bağlı küçük küçük elektrikler, küçük menzillere taksim edilmiş. Şimdi birisi o büyük elektrik lambasının düğmesini çevirip ziyayı kapatsa bütün menziller, derin bir karanlık içine ve bir vahşete düşer. Ve başka sarayda büyük elektrik lambasıyla merbut olmayan küçük elektrik lambaları, her menzilde bulunuyor. O saray sahibi büyük elektrik lambasının düğmesini çevirerek kapatsa sair menzillerde ışıklar bulunabilir. Onunla işini görebilir, hırsızlar istifade edemezler."

"İşte ey nefsim! Birinci saray, bir Müslüman’dır. Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâm, onun kalbinde o büyük elektrik lambasıdır. Eğer onu unutsa, el-iyazü billah kalbinden onu çıkarsa, hiçbir peygamberi daha kabul edemez. Belki hiçbir kemalâtın yeri ruhunda kalamaz, hattâ Rabb’ini de tanımaz. Mahiyetindeki bütün menziller ve latîfeler, karanlığa düşer ve kalbinde müthiş bir tahribat ve vahşet oluyor. Acaba bu tahribat ve vahşete mukabil hangi şeyi kazanıp ünsiyet edebilirsin? Hangi menfaati bulup o tahribat zararını onunla tamir edersin?"

"Hâlbuki ecnebiler, o ikinci saraya benzerler ki Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâmın nurunu kalplerinden çıkarsalar da kendilerince bazı nurlar kalabilir veya kalabilir zannederler. Onların manevî kemalât-ı ahlâkiyelerine medar olacak Hazret-i Musa ve İsa aleyhimesselâma bir nevi imanları ve Hâlıklarına bir çeşit itikadları kalabilir.”(1)

Üstad Hazretleri bu hârika misal ile Peygamber Efendimizi (asm) bir sarayın tamamını aydınlatan merkezî bir lambaya teşbih ediyor, bir Müslüman’ın her konuda ondan ışık aldığını, her şeyiyle ona bağlı olduğunu nazara veriyor. Bundandır ki bir Müslüman, Peygamber Efendimizden (a.s.m) alâkasını kesse, hem ruh âleminde, hem ahlâk dünyasında, hem de dünyevî işlerinde tam bir çöküntüye uğrar. Ve sonunda küfür karanlığına düşebilir.

Bir Hristiyan için durum çok farklıdır. Onun gerek şahsî hayatı, gerek toplum hayatı İncil ile değil, beşerî kanunlarla ve toplum kültürüyle belirlenmiştir. Bu kültürün bazı esasları, temelde yine dine dayanmakta ise de uygulamada durum çok farklıdır.

İslamiyet, hem ferdin şahsî hayatını hem de toplum düzenini tanzim konusunda emir ve yasaklar vaz’ettiği için, bir Müslüman’ın bu emirlere uyması sevap, uymaması günah ve isyan olmaktadır. Beşerî kanunların hâkim olduğu Hristiyan toplumlarda böyle bir durum söz konusu değildir. Onlarda emirlere uymanın bir mükâfatı yoktur. Ancak, yasaklara uymamanın cezâsı vardır. Yani toplumun düzeni, İlâhî emir ve yasaklarla değil, beşerî kanunlarla temin edilmektedir.

Bundan dolayı, bir Müslüman, Peygamber Efendimizin (asm) yolundan dönse, “hayât-ı içtimaiyyede bir zehir” hükmüne geçer.

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Dördüncü Dal.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Vbdestabe
Tevhid kelimesinin 2.cüzünü oluşturan Muhammed s.a.v'in risaletini ispat için ne kadar çalışılsa azdır. Üstadımız diger siyer alimleri gibi muhammed a.s.m'in sadece akval,ahval,efkarları ile ilgilenmemiş onun gaybi yönüyle dahada ilgilenmiş. Halen yaşamakta olan suriyeli büyük alim siyer alimi ramazan el buti dahi üstadın peygamberimizle ilgili hikmetvari açıklamalarını hayretlerle karşılamış..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR