"Vakit be vakit, bir kabı doldurup boşaltmak gibi, şu sarayı, şu memleketi, şu şehri, kemâl-i intizamla doldurup kemâl-i hikmetle boşalttırıyor." Bu cümlenin izahını yapar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"O zat ne kadar kudretli, haşmetli bir zat olduğunu şununla anlayınız ki, şu koca âlemi bir saray gibi tanzim ediyor, bir dolap gibi çeviriyor. Şu büyük memleketi, bir hane gibi, hiçbir şey noksan bırakmayarak idare ediyor."

"İşte, bak: Vakit be vakit, bir kabı doldurup boşaltmak gibi, şu sarayı, şu memleketi, şu şehri, kemâl-i intizamla doldurup kemâl-i hikmetle boşalttırıyor. Bir sofrayı da kaldırıp indirmek gibi, koca memleketi baştan başa çeşit çeşit sofralar, (HAŞİYE 10) bir dest-i gaybî tarafından kaldırır, indirir tarzında, mütenevvi yemekleri sırayla getirip yedirir; onu kaldırıp başkasını getirir. Sen de görüyorsun ve aklın varsa anlarsın ki, o dehşetli haşmet içinde, hadsiz sehâvetli bir kerem var."

"HAŞİYE 10: Sofralar ise, yazda zeminin yüzüne işarettir ki, yüzer taze taze ve ayrı ayrı olarak matbaha-i rahmetten çıkan Rahmânî sofralar serilir, değişirler. Herbir bostan bir kazan, herbir ağaç bir tablacıdır."(1)

İnsan için bir bardağı doldurup boşaltmak ne kadar basit ve kolay ise, Allah için de bütün canlıları öldürüp yeniden diriltmek ondan son derece daha kolaydır. Bir insanın kendi evinde küçük bir sofrayı kolayca serip kaldırması gibi, Allah da bütün kâinat sofrasını ondan çok daha kolay olarak serip kaldırıyor.

Üstad burada küçük numunelerden hareketle, büyüklerine intikal ettirerek, o idrak edilmesi zor olan azametli ve haşmetli tedbir ve idareyi akla yaklaştırıyor. Cüz’iyetten külliyete intikal ettiriyor.

Bu bahsin geçtiği yerlerden bazıları: Otuz Üçüncü Söz Yirmi İkinci Pencere, Yirmi İkinci Söz Altıncı Lem'a, On Beşinci Şua Sekizinci Kelime, Yedinci Şua Birinci Makamın Birinci Basamağı...

(1) bk. Sözler, Yirmi İkinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...