Block title
Block content

Yirmi Yedinci Söz'ün Birinci Nokta'sını açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Üç nokta-i nazar, şu zamanın içtihadâtını arziye yapar, semâvîlikten çıkarıyor. Halbuki, şeriat semâviyedir; ve içtihadât-ı şer'iye dahi, onun ahkâm-ı mesturesini izhar ettiğinden, semâviyedirler."

"Birincisi: Bir hükmün hikmeti ayrıdır, illeti ayrıdır. Hikmet ve maslahat ise, tercihe sebeptir; icaba, icada medar değildir. İllet ise, vücuduna medardır. Meselâ seferde namaz kasredilir, iki rekât kılınır. Şu ruhsat-ı şer'iyenin illeti seferdir, hikmeti ise meşakkattir. Sefer bulunsa, meşakkat hiç olmasa da namaz kasredilir. Çünkü illet var. Fakat sefer bulunmasa, yüz meşakkat bulunsa, namazın kasredilmesine illet olamaz. İşte, şu hakikatin aksine olarak, şu zamanın nazarı ise, maslahat ve hikmeti illet yerine ikame edip ona göre hükmediyor. Elbette böyle içtihad arziyedir, semâvî değildir."(1)

Üstad Hazretlerinin yukarıda ifade ettiği gibi, bir hükmün hikmeti ayrı illeti ayrıdır. Hükmü geçerli kılan hikmet değil, illetidir. Hükmün illeti, yani varlık sebebi ise, Allah ve Resulü'nün (asm) emridir. Hikmet olmasa da emir, hükmü devam ettirir. Hikmet sadece o emrin süsü ya da dünyevi meyveleri hükmündedir. Bu süs ve meyveler olmasa da hüküm yine bakidir. İşte bütün farz ve sünnetlerin illeti, yani  hakiki varlık sebebi  emr-i İlahi ve nebevidir.

Allah emrettiği şeylere maddi, manevi çok fayda ve hikmetler taktığı gibi, yasakladığı şeylere de çok zarar ve çirkinlikleri takmıştır. Ama bu zararlar ve menfaatler, hükmün illeti, yani gerekçesi değillerdir. Hükmün asıl illet ve gerekçesi, Allah’ın emretmesi ve yasaklamasıdır. Bu fayda ve zararların gitmesi ve kalkması hükmü, yani emir ve yasağı ortadan kaldırmaz. Emir ve yasaklara takılan fayda ve zararlar, her zamanda ve mekanda aynı olmayabilirler. Bazen bir bölgede zararlı olan bir haram, başka bir bölgede zarar vermeyebilir. Zarar vermedi diye haram hükmü bozulmaz, ortadan kalkmaz; yasak devam eder.

Bu bakış ve hüküm; Ehl-i sünnete aittir. Mutezileye göre ise hükmün, yani emir ve yasağın asıl illeti, asıl gerekçesi fayda ve zarardır. “Yasak edilen şeydeki zarar kalkarsa, yasak da kalkar. Emirdeki fayda giderse,  o emir de düşer.” diye safsata yapıyorlar.

Mesela Allah, hınzır etini yasaklarken, insan sağlına zarar verecek bir çok özellikleri de beraberinde yaratmıştır. Ama bu zarar mutlak ve umumi olarak her bölge ve iklime şamil değildir. Onun için Üstad Hazretleri soğuk iklime sahip olan Avrupa bölgesinde hınzır etinin maddi zararlarının olmayabileceğine işaret ediyor, ama zararın olmaması yasağı ortadan kaldırmaz, diye de ihtar yapıyor. Bu manaya, şu cümle işaret ediyor

“Hikmet her fertte ve her vakitte bulunmak lâzım değildir. O hikmetin tebeddülü ile illet değişmez. İllet değişmezse hüküm değişmez.”(2)

Özet olarak, Avrupa medeniyeti ne kadar da hınzır etinin  maddi zararlarını ortadan kaldıracak tekniğe sahip olursa olsun, manevi zararlarını ve yasak yönünü ortadan kaldıramaz. Demek bir hükmün illeti fayda ve zarar değil, emirdir. Fayda ve zarar ekseninde yapılan bütün içtihatlar arzi ve batıldır.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Yedinci Söz.

(2) bk. Lem'alar, Dokuzuncu Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Beşinci Mani | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3056 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...