"Yok, kat’a ve asla! Hiç öyle ağırlığı yoktur. Zira helal dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur. Ferâiz-i İlahîye ise hafiftir, azdır." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenâb-ı Hakk’ın emrettiği farz ibadetler, insanların gücünün yetmeyeceği şekilde değil, hatta insan takatinin çok altındadır. Müfessirler, Cenâb-ı Hakk’ın emrettiği ibadetlerin insan takatinin son sınırı olmadığını ifade etmişlerdir. Yani son sınır orucu bir ay tutmak ve namazı beş vakit kılmak değildir. Öyle ise, O’nun emirlerini yerine getirmede tembellik göstermek, hatta hiç yapmamak mümin kullarına yakışmaz.

Yüce Allah, kemal-i kereminden ve nihayetsiz rahmetinden dolayı, helal dairesini biz kullarına geniş kılmıştır; farz ibadetler de son derece hafif ve azdır.

Allah Teâlâ bizlere bir günde 24 saat vermiş, sadece bir saatini namaz için istemiştir. Namaz ise ruha rahattır, cisme de ağır değildir.

"Hâlbuki namazda ruhun, kalbin, aklın büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir. "(1)

Senede bir ay oruç tutulması ve zenginlerin ömürlerinde bir kez hac yapması, Cenâb-ı Hakk’ın ihsan ettiği malın kırkta birinin zekât olarak verilmesi, farzların hafif ve az olduğunun delilidir.

Hiç kimse; “Ben İslam’ın şu emrini yerine getirmeye güç yetiremiyorum.” diyemez. Kaldı ki, bir özrü olan kimseye de dinimiz zaten kolaylık göstermiştir. Oruç tutamayacak kadar hasta olan tutmaz, namazını ayakta kılamayan oturduğu yerde kılar. Oturamayanlar da yattığı yerde yapabildiği kadarından mesuldürler.

Nafile oruçlar ve nafile namazlar, zekât dışında verilen sadakalar farz değillerdir. Bunları işleyen kul manen terakki eder. Yapmayanlar için bir sorumluluk yoktur.

Dinde lakayt, dünyaya aşırı derecede meftun olmuş, sefahate girmiş kimselere dinî hükümlerin ağır gelmesi, yükün ağırlığından değil, taşıyıcının zaafiyetindendir.

Cenâb-ı Hakk’ın helal kıldığı nimetler, haram kıldığı şeylerden çok fazladır.

Haram dairede alınan gayrimeşru lezzetlerin meşru ve temiz olanı helal dairesinde de vardır.

Allah nikâhı helal, zinayı haram kılmıştır. Birçok içecek helal, içki ve şarap haram kılınmış. Birçok hayvanın eti helal kılınmış, domuz gibi fıtraten temiz olmayan hayvanların eti haram kılmıştır.

Her türlü giyeceği helal kılmış, sadece erkekler için ipeği haram kılmıştır.

Temiz, faydalı birçok helal içecek dururken, aklı uyuşturan ve vücuda zarar veren alkol ve uyuşturucu gibi şeyleri içmek akıl kârı değildir. Yasak edilen şeylerin insana ne kadar zararlı olduğu da herkesin malumudur.

Dünyanın gayrimeşru lezzetleri zehirli dikenler gibidir. Menhus bir lezzeti bulunsa da dünyada pişmanlığı, ukbada azabı vardır. Alkol yüzünden nice ölümlü trafik kazaları, yaralamalar, cinayetler, boşanmalar meydana gelmektedir. Dünyada sahibine bir ömür boyu pişmanlık ve vicdan azabı çektirir, ahirette de elim azaba duçar eder.

Bu bakımdan, “Helal dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur.”(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Dördüncü Söz.
(2) bk. age., Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...