"Zevâl-i lezzet elem olduğu gibi, zevâl-i elem dahi lezzettir." ifadesini açıklayabilir misiniz? Bu umumî bir kaide midir?
Değerli Kardeşimiz;
Zeval; yok olmak, son bulmak manasındadır. Elemin bitmesi lezzet, lezzetin bitmesi ise elemir.
“Zeval-ı elemin lezzet olması” bütün canlılar âlemi için geçerlidir. Bir hastalıktan şifa bulmanın lezzetini bütün canlılar tadarlar ve bundan kendilerine göre bir sevinç, bir ferah duyarlar.
“Zeval-i lezzetin elem olması” ise akıl sahipleri için geçerlidir. Diğerleri, lezzetin ne gelmesini ne de gitmesini düşünecek halde değildirler. Onlar sadece hazır zamanda tattıkları lezzetle zevk duyarlar, onun gitmesiyle çok kısa süren bir elemleri olsa da bunu uzun süre düşünecek halde değildirler.
Kâmil mü’minlerin halleri daha başkadır. Onlar bütün hayrın Allah’ın elinde olduğunu bilir, ondan gelen her şeyi güzel görürler. “Esmâ-i hüsnânın hepsi güzel olduğu gibi, bunların bütün tecellileri de güzeldir.” diyerek “Kahrın da hoş, lütfun da hoş.” makamında yaşarlar. Bunun en yakın misali Üstad Hazretlerinin hayatında görülmektedir. “Kadere iman eden, kederden (elemden) emin olur.” hakikatini bütün ömründe değişmez düstur yapan Üstadımız, başına gelen her türlü musibette inayet-i İlâhiyenin bir cilvesini aramış, hiç ümitsizliğe düşmemiş, şevkini hiç kaybetmemiş ve davasını gönüllere mal etmeye muvaffak olmuştur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar
Geçmişteki elemler bitse de izleri kalıyor. Elemin bitmesini nasıl anlayabiliriz?
Soruda geçen bu ifadeyi iki şekilde anlamak mümkündür. Şöyle ki;
1. Elemler geçici olduğu için, zevalinden ve bitmesinden lezzet gelir. Bu tarz elemler, sevabı artıran ve günahları azaltan kısmındandır. Sadece hatıra olarak arada bir hatırlanması söz konusu olabilir.
2. Elemler bittiği hâlde, izi ve acıları kalabiliyor. Bu tarz elemler ise, bize elem veren her türlü bedeni ve ruhani elemlerdir. Bunlar hâdiselere Allah ve ahiret hesabına bakılmadığı durumlar için geçerlidir. Bu hâdiseler geçtiği hâlde, her deşildiğinde acıyı tekrar etirecek özelliklere sahiptir.
Geçmişin elemleri madem geçmiş, o zaman elemi gitmiş, sevabı kalmış de rahatla diyor. Böyle bakmayıp sürekli geçmişin elemlerini deşersen ve tazelersen bu elemlerin tasavvuru hayatını yer bitirir demek istiyor.
Meselâ, geçmişte sabırla bir hastalık çektin, o hastalığın elemi gitti, yerine sevabı kaldı. Çünkü elemin zevali lezzettir, yani acının bitmesi ve gitmesi aynen bir lezzettir ve şükrü iktiza ettirir. Lezzetin zevali ise elemdir, insana daima ah çektirir.
Kuvvetli iman sahibi birisinin bir musibetten aldığı elem, binden bire düşer. Çünkü iman sahibi bu musibetin kimden geldiğini, muvakkat olduğunu, sabredildiğinde büyük bir sevap kaynağı olduğunu bilir, gittikten sonra da oh çeker ve şükreder. Travma genelde imanı zayıf olan ve hâdiselere Allah canibinden bakamayan kişilerde görülür.
İnanmayan ya da imanı zayıf olanlar musibeti rastgele zanneder, geçici olduğunu düşünmez, sevap kaynağı olarak görmez, rahatını bozan bir düşman olarak telakki eder. Musibet gittikten sonra yine gelir korkusu ile sürekli endişe içinde olur. Travmaya karşı kalbinde bir dayanak noktası bulamaz. Bu sebeplerden dolayı, elem birden bine çıkar ve musibet büyüdükçe büyür.