Block title
Block content

Zîhayatta “meşhur havass-ı zâhire ve bâtına duygularından başka, gayr-ı meş'ur, sâika ve şâika hisleri” de bulunduğu haber veriliyor. Bu duyguları ve hisleri açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bilindiği gibi, havass-ı zâhire, beş duyu dediğimiz “görme, işitme, koklama, tatma ve dokunma” hisleridir. Bunlara zâhir hisler denilmesi, dış dünya ile irtibat halinde olmalarından dolayıdır.

Havass-ı bâtına için yapılan bir sınıflandırma şöyledir: Akıl, hafıza, hayal, vehim, hiss-i müşterek.

Vehim kuvvesi, bazılarının sandığı gibi sadece boş kuruntular üreten bir duygu değildir. O da bir batınî  kuvve olduğuna göre, onun da çok hikmetleri ve  faydaları vardır.  İnsan, kuvve-i akliye ile bilir ki, dünya fanidir ve hayat yolculuğunun sonu ölüme çıkmaktadır. Ama kuvve-i vahime sayesinde bu dünyaya ölmeyecekmiş gibi çalışabilmektedir. Keza  insanın,   bütün organlarını, duygularını ve sıfatlarını kendi malı gibi görmesi, benim elim, benim gözüm, benim kuvvetim diyebilmesi de yine kuvve-i vahime iledir. Aklen bilmektedir ki bunların hepsi  emanettir ve birer imtihan aracıdır.

Hiss-i müşterek; “Beş duyunun, dış âlemden aldığı bilgileri kendinde toplayıp, batını duygulara intikal ettiren his.” şeklinde tarif edilmiştir.

Bu sayılanların dışında şefkat, merhamet, endişe, korku, sevgi gibi sayılamayacak kadar çok his de vardır.

Aslında bütün zahirî duygular, bir yönleriyle batındır. “Göz bir hassedir ki ruh bu âlemi o pencere ile seyreder.”(1) cümlesinde açıkça ders verildiği gibi asıl gören, gözün kendisi değil, ruhtur. Keza, işiten de ruhtur. Bu yönüyle bakıldığında bütün zahiri duygular da ruha bağlıdır ve bu yönleriyle hepsi batındır. Ancak, beş duyu bu madde âlemiyle irtibatlı olduğu halde, meselâ akıl bu âlemle bir irtibat halinde değildir. Hafıza ve hayal de öyledir. Bundan dolayı böyle bir ayrım yapılmıştır.

Üstat Hazretleri bu derste saika (sevk edici) ve şaika (şevk ile iş gördüren) iki ayrı hissin de bulunduğunu  haber veriyor ve bu hisler için gayr-ı meş'ur  ifadesini kullanıyor. Yani bu hisler bizim şuur ve irademiz haricinde, bir nevi ilhamla,  iş görüyorlar.

Bu konuda Sorularla Risale sitemizde şu bilgilere yer veriliyor:

“Kuvve-i saika: Şuuru olmaksızın bir şeye sevk olunmaktır. Buna "sevk-i İlahi" de denir. İnkarcı filozoflar buna "sevk-i tabii" veya "içgüdü" adını veriyorlar. Mesela, arının mükemmel ve hikmetli vazifeleri görmesi sevk-i İlâhî olan saikaya güzel bir örnektir. Yani Allah arıya ne yapacağını saika duygusu yönlendiriyor."

"Kuvve-i şaika: Canlılardaki şevk ve motive duygusudur. Allah, mahlukatına yapacağı vazifeleri saika ile bildirirken, o vazifelere karşı istek ve arzuyu da şaika duygusu ile takviye ve teyit ediyor. Bu saika ve şaika duyguları her canlıda aynı derece ve mertebede görünmez. Ama bu duygular insanlarda daha cami ve daha mükemmeldir.”

(1) bk. Sözler, Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Maksat, Birinci Esas | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 130 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...