"Ahlâk-ı âliyenin kesret ve ihata ve tecemmu ve imtizacından tevellüd eden izzet ve haysiyetten neşet eden şeref ve vakar ve izzet-i nefs ile ferişteler, devlerin ihtilât ve istiraklarından tenezzühleri gibi sırr-ı tezada binaen..." Açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Dördüncüsü: لِلْكُلِّ حُكْمٌ لَيْسَ لِكُلٍّ (Mecmûda bulunan bir kuvvet ve hasiyet var ki, eczâda bulunmaz. Yani, cemaatte bulunan kuvvet fertte yoktur.) Şimdi gelelim maksada: İşte âsâr ve siyer ve tarih-i hayatı... Hattâ a'dânın şehadetleriyle, zat-ı Peygamberde vücudu muhakkak olan ahlâk-ı âliyenin kesret ve ihata ve tecemmu ve imtizacından tevellüd eden izzet ve haysiyetten neşet eden şeref ve vakar ve izzet-i nefs ile ferişteler, devlerin ihtilât ve istiraklarından tenezzühleri gibi sırr-ı tezada binaen, o ahlâk-ı âliye dahi hile ve kizbden tereffu ve tenezzüh ve teberri ederler. Hem de hayat ve mayaları makamında olan sıdk ve hakkıyeti tazammun ettiklerinden, şule-i cevvale gibi nübüvveti aleniyete çıkarıyor."(1)

Peygamber Efendimizin (asm) yüksek ahlakına bütün tarih ve siyer şahittir. Hatta onun güzel ve yüksek ahlakını onun en büyük düşmanları bile şahitlik edip itiraf etmişler. Ahlakın bütün aksamı onda kemali ile bulunmakta idi. Bütün güzel ahlakın o zatta cem olması, onda yüksek bir ruh ve izzeti netice verir. Adi ve süfli şeyler onun semtine bile yaklaşamaz. O bu vasıfları ile günahsız bir ferişte yani masum melektir .

Güzel ahlakta numune olup, devleşmiş bir insanın hayatında onun zıddı olan kötü ve süfli şeylerin izi ve işareti aranmaz. Zira iyilikte devleşmiş birisi kötülükten de bir o kadar pak ve temiz demektir. Nasıl ışık ile karanlık bir odada aynı anda bulunamaz, Hazreti Peygamber Efendimizde (asm) de doğruluk ile yalan aynı anda bulunamaz. Zira mantıkta, iki zıddın cemi imkansızdır. Allah Resulü (asm) güzel ahlak ve doğruluğun zirvesinde iken, ona en aşağı sahtekarlığın ve yalanın yanaşması mümkün ve kabil değildir. Öyle ise neden onun en büyük davası olan tevhitte şüphe ediyorsunuz. O görmediği bir şeye gördüm derse, bu yalanın en çirkini olur. Çünkü Allah namına yalan, en büyük zulümdür. Halbuki onun doğrulukta zirvede olduğunu gözünüzle görüyorsunuz, öyle ise davetine icabet etmek lazımdır.

(1) bk. Muhakemat, Üçüncü Makale (Unsuru'l-Akide), İkinci Maksat.

İlgili ders videosu için tıklayınız:
- Prof. Dr. Şadi Eren, Muhakemat Dersleri (47. Bölüm).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...