"Umûr-u mütenasibede temayül ve tecazüb ve mütezâdde olan eşyalarda tenafür ve tedafü´ kaide-i meşhuresi, maddiyatta nasıl cereyan ediyor; maneviyat ve ahlâkta dahi cereyan eder." cümlesini açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Üçüncüsü: Umur-u mütenasibede temayül ve tecazüb ve mütezâdde olan eşyalarda tenâfür ve tedafü kaide-i meşhuresi, maddiyatta nasıl cereyan ediyor; mâneviyat ve ahlâkta dahi cereyan eder."(1)

Tabiat ve mizacı uyumlu olan şeyler birbirine meyilli ve cazibe içindedirler ki, âdeta birbirlerini aşk derecesinde çekerler.

Tabiat ve mizacı zıt olan maddeler ise, birbirlerini itip birbirlerinden adeta nefret eder derecesinde kaçarlar. Bu maddi kanunlarda böyle olduğu gibi manevi ve ahlaki değerlerde de böyledir.

Mesela, yalancılık ile doğruluk tabiat ve mizaç olarak birbirinin düşmanı ve zıddıdır ki, ikisinin bir noktada cem olması muhaldir. Peygamber Efendimizin (asm) mübarek mahiyetinde sıdk ve doğruluk bütün haşmeti ile kökleşmiş iken, yalanın bu mahiyete girip yerleşmesi âdeta imkansızlık derecesindedir. Bunu diğer ahlaki değerlere de tatbik edebiliriz. Cömertliğin hükmettiği bir mahiyete cimrilik, cesaretin yerleştiği bir fıtrata da korkaklık giremez mesela.

Bütün güzel ahlaklar Peygamber Efendimizin (asm) mahiyetinde yerleşmiş ve kökleşmiş iken, zıtlarını onda tahayyül ederek imana yanaşmamak divaneliğin en garip ve en dehşetlisi olsa gerek.

(1) bk. Muhakemat, Üçüncü Makale (Unsuru'l-Akide), İkinci Maksat.

İlgili ders videosu için tıklayınız:
- Prof. Dr. Şadi Eren, Muhakemat Dersleri (47. Bölüm)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...