"Kâfir-i mutlak, küfrüyle izzet-i celaline dokunuyor." İzzet-i celaline dokunmak ne demektir? İzzet-i imaniye, izzet-i ilahiye nedir? “İzzet” ile “zillet” zıt kelimeler midir?
Değerli Kardeşimiz;
İzzet: Kelime olarak ziyadelik, üstünlük, kıymet, kuvvet, muhterem ve muteber olmak mânalarına geliyor.
İzzet-i İlahîye: Allah’ın sonsuz azamet ve kibriyasını ifade eden bir kelimedir. Azamet ve kibriyada Allah tek ve yektadır. Kimse onun büyüklüğü karşısında duramaz. O’nun azameti karşısında her şey zillettedir, küçüktür.
Kâinata dikkatle bakılsa, her şeyin Allah’a itaat ettiği görülür. Ne güneş büyüklüğüne ve cirmine güvenip O’na itaatsizlik edebilir, ne de gözle görülemeyecek kadar küçük bir mikrop O’nun nazarından kaçabilir. Her şeyde tam ve eksiksiz bir itaat ve imtisal vardır. Bu da açıkça O’nun izzet ve azametini gösterir. İtaat etmeyen kâfir ve müşrikleri ebedî ve şiddetli bir cezaya çarptırması da O’nun izzetindendir.
Cenâb-ı Hakk’ın izzet ve azameti karşısında her şey ve herkes itaat etmeye mahkûmdur. O halde kâinatta açıkça görünen itaat ve sükûnet de O’nun izzet ve azametini gösterir.
İzzet-i İman: İmanın kıymetine ve güzelliğine işaret eden bir mefhumdur. İman çok kıymetli ve çok güzeldir, onun muarızı olan küfür ise gayet çirkin ve çok kıymetsizdir.
Zillet: Aşağılık, horluk, hakirlik, alçaklık gibi mânalara geliyor ki, izzet kelimesinin zıddıdır.
Kâfirin küfrü ile İzzet-i İlahiyeye dokunması, O’nu inkâr edip, O’nun doğru dediğine yanlış demesidir. Küfrün mahiyetinde Allah’a bir meydan okuma ve onu tahkir etme mânası vardır ki, Allah’ın bu azim suçu cezalandırmaması mümkün ve kabil değildir.
İzzet-i İlahi’nin küçük bir lem’asını üzerinde tecelli suretinde taşıyan bir insan dahi kendine yapılan tahkire karşı izzet-i nefis gösterirse, elbette izzet ve azameti sonsuz olan Allah’ın sonsuz tahkir ve hakaret ihtiva eden küfrü ebedî bir cehennem ile cezalandırması O’nun izzet ve şanındandır.
Allah “Muizz” ve Müzill’dir.
Muizz: “Dilediğine izzet ve kuvvet veren, ilimde yükselten.”
Müzill: “Dilediğini zelil kılıp rahmetinden uzaklaştıran. Hor ve hakir kılan.”
İzzet denilince aklımıza hemen gelen mânâ üstünlük ve galibiyettir. Mü’minler azizdir, kâfirler zelil. Âlimler azizdir, cahiller zelil.
İzzet en büyük bir hayırdır. Bütün hayırlar elinde olan Allah, izzetin de yegâne sahibidir. Kullar O’nun aziz etmesiyle bu şereften nasiplenirler.
Kâmil insanlar, arza halife kılınmalarından, Cennete namzet olmalarına kadar bütün izzet tecellilerinin Allah’tan olduğunu bilerek, O’nun kudret ve azameti, rahmet ve ihsanı karşısında secdeye kapanırlar.
Secde, nefsin zilleti en ileri seviyede tattığı, buna karşılık ruh ve kalbin izzet ve şeref kazandığı en üstün bir makamdır. Kulun Rabbine en yakın olduğu haldir; Allah’a yakınlık ise en büyük bir izzettir.
Allah, nefsine esir ve şeytana köle olmayı büyüklük sayanları, Müzill ismiyle alçaltır, hakir eder.
Bir kul, Allah’ın aziz kıldıklarına tâzim etmekle izzete kavuşur; zelil kıldıklarından uzak kalmakla da zilletten kurtulur.
“İzzet ve zillet, fakr ve servet doğrudan doğruya Cenâb-ı Hakk’ın meşietine ve iradesine bağlıdır.” (Sözler)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü