"Amelin imana dahil olmadığına ve amelsiz imanın da kâfi gelmediğine delalet ettiği gibi" ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"وَعَمِلُوا Bu وَ harf-i atıftır. Atfın tarafeyni arasında münasebet lazım olduğu gibi, mugayeret de lazımdır. Burada aralarında bulunan mugayeret, mezheb-i İtizâlin hilâfına, amelin imana dahil olmadığına ve amelsiz imanın da kâfi gelmediğine delâlet ettiği gibi; عَمَلْ tâbiri de tebşir edilenin ücret gibi olduğuna işarettir. اَلصَّالِحَاتِ Bu kelime, bir şey ile takyid ve tahsis edilmeyerek, mutlak ve müphem bırakılmıştır." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 25. Ayetin Tefsiri)

Ehl-i Sünnetin alimmlerinin ittifakıyla amel imanın bir cüz'ü ve parçası değildir. Yani imanın bir cüz'ünü inkâr eden kâfir olur. Halbuki en büyük günahı işleyen veya en büyük ameli terk eden kişi, kâfir olmaz.

Amelsiz imanın yeterli olmadığına dair bu ifade, Kur'an'daki "iman edenler ve salih amel işleyenler" ayetlerine dayanır.

Bu ifade, imanın sadece kalpte bir tasdik olmaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda davranışlara, yani salih amellere yansıması gerektiğini anlatır.

İslam inancına göre, iman ve amel birbirini tamamlayan iki unsurdur:

İman kalbin tasdiki ve dilin ikrarıdır ki bu, inancın temelini oluşturuyor.

Amel ise imanın gerektirdiği şekilde hareket etmek, Allah'ın emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmaktır.

Yani bir kişi inandığını söylese de bu inancı hayatına geçirmediği sürece, imanı zayıf kalır veya o iman kamil bir iman olmaz. Bu durum, "imansız amel olmaz, amelsiz iman kâfi gelmez" düsturunu özetler. Amel, imanın bir meyvesidir ve inancın canlı ve geçerli olduğunu gösteren en önemli delildir.

Amel ve ibadet iman ateşini besleyen ve koruyan bir yakıt gibidir. Yakıt gelmezse iman ateşi zamanla zayıflar en sonunda sönmeye kadar gidebilir. Bu sebeple amelsiz iman kâfi değildir.

İbadetler, imanı dış etkenlerden (şüpheler, günahlar) koruyan bir kalkan görevi görür.

Her salih amel, imanı güçlendirir ve kişiyi Allah'a daha çok yakınlaştırır.

Eğer kişi ibadetleri terk ederse, imanı besleyen yakıtı kesmiş olur. Zamanla bu inanç ateşi zayıflar ve en nihayetinde tamamen kaybolma riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Bu nedenle, amel imanın zorunlu bir tamamlayıcısıdır. İman, amelle birlikte anlam ve güç kazanır. İnsanı manevi olarak diri tutan ve Rabbine bağlayan da bu kesintisiz amel ve ibadet zinciridir.

Not: "İman ettiği halde amel etmeyen birisine direkt kâfir demek doğru değildir." Sadece sonuçları açısından büyük bir risk içinde olabileceği ifade edilir. Yoksa amelsizler mutlaka kafir olarak ölür denilmesi doğru olmaz. Çünkü gaybı Allah bilir.

Dolayısıyla, "amel etmeyen kâfir olur" demek yerine, "amelin terk edilmesi imanın zayıflamasına ve büyük bir risk altına girmesine neden olur." demek daha isabetlidir. Sonuçta, bir insanın nasıl bir hâl üzere vefat edeceği yalnızca Allah'ın takdirindedir. Bu, hem itikadi bir incelik hem de müminler arasında hüküm verme konusunda dikkatli olunması gereken bir husustur.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Mezheplere göre ibadet ve amel, imandan bir cüz müdür?

- Günahkar Mü'mine Kafir denir mi?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 338
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

Not tamamlayıcı olmuş. Allah razı olsun.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
artiha

İmanın göstergesi belki amel-i salih. Mesela yeni müslüman olmuş birisi, bilgisi yok ki namaz kılsın veyahut parası yoksa nasıl zekât versin? Oruç tutsa biz imanına kail oluruz. Zira alameti var. Makbuliyet emaresi

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...