"Amelinin ücreti olduğunu bilmek" ile "Amelin ücreti mukabilinde vacip bir hak olmadığına işaret" ifadeleri zıt değil mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ve keza, ekl lezzetini ikmal eden esbabdan biri de, o rızkın, kendi amelinin ücreti olduğunu bilmektir. İkinci bir sebep de o rızkın menbaının daima göz önünde hazır bulunmasıdır ki, kalbi mutmain olsun, rızık için telâş etmesin." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 25. Ayetin Tefsiri)

"Beşaret tâbiri, cennetin, Cenâb-ı Hakkın fazl-ı kereminden bir hediye-i İlâhîye olup, amelin ücreti mukabilinde vâcip bir hak olmadığına işarettir. Çünkü hak ve ücretin verilmesi, beşaretle tâbir edilemez. Buna binaen, yapılan ibadet, cennet için olmamalıdır." (bk. age., ay.)

Bu iki ifade, ilk bakışta çelişkili gibi görünse de aslında ücret kavramının iki farklı yönüne ve insanın psikolojik ihtiyaçlarına işaret eder.

Hak Etme Noktasında: "Fazl-ı Kerem"

Cennetin bir hak değil, bir ihsan olduğu vurgusu, meselenin hukukî ve yaratılış cihetidir.

İnsanın yaptığı ibadetler, zaten kendisine verilmiş olan varlık, hayat ve sağlık gibi sayısız nimetin bir şükrüdür. Dolayısıyla amellerimiz, geçmiş nimetlerin bedelini bile tam karşılamazken, ebedî bir cenneti satın almaya yetmez. Bu perspektiften bakıldığında cennet, bir işçinin hak ettiği maaşı alması gibi bir zorunluluk değil; bir padişahın, sadık bir hizmetkârına lütfundan verdiği muazzam bir hediyedir.

Lezzet ve İzzet Noktasında: "Amel Ücreti"

Amelin ücreti olduğunu bilmek ifadesi ise rızkın ve nimetin psikolojik lezzetini tamamlayan bir unsurdur.

Bir nimetin tamamen karşılıksız bir sadaka gibi verilmesi, alıcıda bazen bir mahcubiyet veya minnet ağırlığı oluşturabilir. Ancak o nimetin bir hizmetin karşılığı, bir başarının ödülü veya bir ücret olduğu söylenirse, kişi o nimeti alırken bir izzet ve iftihar duyar. Allah, rahmetinin bir gereği olarak, kuluna cenneti kendi lütfuyla verir; fakat kulunun o nimetten aldığı keyfi en üst seviyeye çıkarmak için ona "Bu senin gayretinin bir meyvesidir" diyerek hitap eder.

Aradaki Farkın Özeti

Bu iki ifade arasındaki farkı basit bir temsille şöyle anlayabiliriz:

Bir baba, evladına çok pahalı bir bilgisayar hediye etmek ister. Çocuğuna "Eğer derslerine iyi çalışırsan bu senin ödülün olacak." der. Çocuk çalıştığında bilgisayarı ona verir.

1. Çocuğun birkaç saat ders çalışması, o bilgisayarın gerçek bedeli değildir. Bilgisayar, babanın cömertliğinin (fazlının) bir sonucudur.

2. Çocuk o bilgisayarı çalışmamın karşılığı diye bildiği zaman, onu daha büyük bir gurur ve lezzetle kullanır. Eğer babası "Çalışsan da çalışmasan da bunu sana verecektim." deseydi, çocuktaki o başarı hissi ve kazanma lezzeti eksik kalırdı.

Sonuç olarak; cennet, hak etmekle değil, Allah'ın rahmetiyle kazanılır; ancak Allah’ın keremiyle kula ücret gibi takdim edilir ki, kulun izzeti ve aldığı lezzet tam olsun. İfadeler birbirini nakzetmez, aksine biri işin hakikatini, diğeri ise rahmetin inceliğini nazara verir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 76
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...