Block title
Block content

Arş-ı A'zam ile Arş bir midir? Sidretü'l-Münteha ve Kürsi nasıl makamlardır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Arş-ı A'zam: Arş, kelime olarak  “yükseklik, yüksek yer, tavan, çardak, hükümdarın tahtı, saltanat,” manalarına geliyor.

Üstad Hazretlerinin tabiri ile:

"Arş; Zâhir, Bâtın, Evvel, Âhir isimlerinin halita ve karışığıdır.” (1)

Arş-ı A'zam bütün mahlûkattan evveldir. Bütün âlemler, sistemler onun altında cereyan ederler, parlar sönerler, doğar ölürler. O ise onlardan evvel var olduğu gibi, onlardan sonra da varlığını devam ettirir. Arşın varlığı şu görünen alemin varlığından daha zahirdir; zira bu alemde olan bütün faaliyetler oradan idare edilmektedir. Bu, ruhun varlığı bedenden daha zahirdir dememiz gibidir. Yine Arş'ın mahiyeti bilinmez, bu da onun Batın ismine mazhariyetidir. Bunun da en güzel misali, ruhun mahiyetinin bilinmeyişidir.

 “Arş-ı Â'zam” tabir edilen Büyük Arş ise, “Kâinatın daire-i âzamının unvanıdır.” Arşların arşı, kâinatın payitahtı ve merkezidir. Cenâb-ı Hakk'ın, sınırsız egemenliği ve yüce haşmetiyle tecellî ettiği yerdir. Onun o Büyük Arşı, “kâinatın ve bütün varlık âlemlerinin sağını, solunu, üstünü, altını kaplamış ve hükmü altına almıştır.” Yani baştan sona, sondan başa, içten dışa, dıştan içe her şeyi kuşatmıştır.

Arşın diğer bir manası, Allah’ın isim ve sıfatlarının kendini en parlak bir şekilde gösterip sahnelediği alan ve yer anlamındadır. Bu yüzden Allah’ın her bir isim ve sıfatının bir arşı, bir sahnesi vardır. O arşta, o sahnede baş aktörlük o isim ve sıfatındır. Mesela, sema alemi Allah’ın celal ve azamet sıfatlarının arşı ve sahnesidir. Celal ve azamet sıfatı en parlak ve keskin olarak sema aleminde kendisini gösteriyor. Bu sahnede baş aktör Celal ismidir. Diğer isimler bu ismin gölgesinde tecelli ederler. Aynı şekilde bir çiçeğin tatlı ve güzel yüzünde ise Allah’ın Cemal ve Müzeyyin ismi hakimdir. Çiçek bu isimlerin arşı hükmündedir. Yani çiçekte galiben Cemal ismi sahneleniyor demektir. İşte arşın bir manası da bu şekildedir.

Kürsi: Arşın altında bulunan bir sema tabakası ki, bu tabaka bütün kevni ve maddi alemleri içine alacak kadar geniş ve azametli bir alemdir. Hadiste arşın büyüklüğünü göstermek için, arş bir çöle benzetilir ve  kürsi ise o çölün içine atılmış bir halkaya benzetilir. Bütün kainat ve maddi alemler ise bu küçük halka içinde bir nokta gibidir. Böyle kıyasladığımız zaman, arşın azameti bir parça anlaşılır.

Sidretü'l-Münteha: Mahlukat ilminin ve amelinin kendisinde nihayet bulup, kevn âlemini hududlandıran bir işaret. Yedinci kat gökte olduğu rivayet edilen ve Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ın ulaştığı en son makamın ismi.

Malum olduğu üzere ağacın kök, gövde, dal gibi aksamında en geniş ve kapsamlı yeri gövdesidir. Bütün varlık alemini bir ağaç gibi tahayyül edersek, bu ağacın ilk yaradılış evresinden ebede uzanan sürecin de  en geniş görünen ve daimi kısmı cennet hayatıdır. Yani bir nevi, cennet, varlık ağacının gövdesi hükmündedir. İnsanın ebedi hayat yolculuğunda devamlı ve sürekli yaşayacağı yer cennet hayatı olacağından, cennet gövde gibi önem arz ediyor. Sidre, zaten bütün varlık alemini kuşatan bir ağaç olarak teşbih edilmiştir.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Hubab

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...