"Beşer, ancak alışmış olduğu terazisinin dilinden anlar, bu fennî terazilerin dilinden anlamaz." İzah eder misiniz, “fennî terazi” derken ne kastediliyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, yüksek bir insan, bir çocukla konuştuğu zaman çocukların şivesiyle konuşursa, çocuğun zihnini okşamış olur. Çocuğun fehmi, onun çat pat söylediği sözlerle ünsiyet peyda eder; söylediklerini dinler ve anlar. Aksi halde, o insanla o çocuk arasında bir malûmat alışverişi olamaz. Allah ile beşer arasındaki ahz ve i’tâlar da böyledir. Eğer Cenâb-ı Hak beşere i’tâ edeceği malûmatı beşerin terazisiyle tartıp vermezse, beşer, kat’iyen ne bakar ve ne de alır. Çünkü beşer, ancak alışmış olduğu terazisinin dilinden anlar, bu fennî terazilerin dilinden anlamaz."(1)

Kur’an-ı kerim, muhatap kitlesi olan avamın seviyesine göre hitap ediyor. Şayet çok üst seviyeden hitap etseydi, avam insanlar bir şey anlamaz ve Kur’an anlaşılmaz bir kitap şekline dönüşürdü.

Bu sebeple Allah (c.c), kitabı olan Kur’an'da insanların anlayabileceği bir seviyeden konuşuyor. Cenab-ı Hakk'ın kulların anlayış seviyesine göre konuşmasına "Tenezzülat-ı İlahiye" deniliyor.

Tenezzülat-ı ilâhîye, Cenab-ı Hakk'ın kelâmiyle, kullarının anlayış seviyelerine göre konuşması ve derin hakîkatleri onların anlayabilecekleri ifadelerle beyan etmesidir.

İşte Cenab-ı Hak o azametiyle birlikte, insanların seviyesine münasip bir şekilde kelâmında onlara hitap eder. Derin mânâları teşbihler, temsillerle ve kıssalarla anlaşılır hale getirir, cihan-şümul saadet düsturlarını hem avam hem de havassa bildirir.

Bundan dolayı Kur’an üslubunun beşerî bir üslub şeklinde olması gayet normaldir. Bunda yadırganacak ve şaşılacak bir durum söz konusu değildir. Şayet sadece havas tabakasının ve ilim ehlinin seviyesine göre hitap etseydi, onların anlayacağı şeylerden bahsetseydi, o zaman irşad kitabı değil, fen kitabı olurdu. Bütün zamanlara değil sadece fen ve tekniğin geliştiği bu zamanlara has olurdu ki, Kur'an'ın indiriliş hikmetine uygun olmazdı. Halbuki Kur'an'ın muhataplarının ekserisi avamdır.

“Fennî terazi” ifadesini birkaç şekilde anlayabiliriz;

Birincisi, ilmî bir dil kullanarak hitap etmek. Mesela, zaman ve zemin gözetmeden tren, elektrik, uçak, fizik, kimya, biyoloji gibi ilim dallarından tafsilatlı bir şekilde bahsetmek. Ki bu şekilde hitap etmek Kur’an’ın muhatap kitlesi açısından çok vahim olur. Fen ilimleri yavaş yavaş geliştiği için on dört asır önce uçak ve trenden bahsetmek o dönem insanları açısından anlaşılmaz bir durum olur.

İkincisi, Kur’an’ın avamın basit anlayışını dikkate almadan ilim ve belağat açısından çok zor bir üslub kullanarak sadece havas tabakaya hitap etmesidir. Havassa has bir dil ve üslub kullanmak fennî bir terazidir. Terazi burada seviye ve üst perdeden konuşmak manasına geliyor.

(1) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi 26-27. Ayetlerin Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 1.172
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

karolin

Beşer ancak alışmış olduğu terazisinin dilinden anlar.

Sanki bu TERAZİ ıfadesi seviye anlamı taşıyor.

Mesela İngilizcede 1.seviyede olan biri,3.seviyeyi anlamıyor.

Avam olma aynı 1.seviye gibi başlangıç.

Bu kişilere edebi metinlerdeki sanatı anlayabildin mi demek hem kişinin seviyesine saygısızlık hem de saçma. 

Allah bizi saymışki, seviyemize göre konuşmuş.

Bizi insan yerine koymuş.

Bir yanlışım yoktur inşallah,böyle anladım TERAZİ ifadesini.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Güzel bir bakış açısı. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...