"Bir kısım felasife 'Cüz’iyata ilm-i İlahi taalluk etmiyor.' diye ilm-i İlahinin azametli ihatasını nefyedip, bütün mevcudatın şehadat-ı sadıkalarını reddetmişler." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İlm-i İlahi sonsuz, muhit ve mutlaktır. Hiçbir şey o ilmin dışında kalamaz. Ayet-i kerimede buyrulduğu gibi, "Yaratan bilmez olur mu? ..." (Mülk, 67/14)

Bu yanlış görüşe göre küçük şeyleri bir başka ilahın yaratması gerekir. Diğer taraftan, cüziler küllilerin birer ferdidirler. Küll olanlar da cüzlerden meydana gelir. Canlılar âlemi külli, bir sinek ise o küllinin bir cüz’î ferdidir. Bütün canlıları yaratmayan, onlara hayat ve hissiyat ihsan etmeyen, bir tek canlıyı da yaratamaz. Keza, insan bedeni küll, her bir hücresi ise o küllden bir cüz’dür, bir parçadır. Hücreyi yapan kim ise bütün bedeni yapan da odur.

Söz konusu batıl görüşün sahipleri kâinatta büyük cisimlerden tut, en küçük zerrelere kadar her şeyde, nihayetsiz ilmin tecelli ettiğini görmüyorlar. Bugün fen ilimlerinin inkişafı ile en basit ve küçük bir şeyde bile, ne kadar intizam ve hassas ölçüler olduğu zahir bir şekilde gösteriliyor. Bunların tesadüfe ve sebeplere verilmesi kabil değildir.

Mesela; bir buğday tanesinin teşekkülü için, kâinatın bütün külli unsurlarına hizmet ettiriliyor. Güneş onu pişiriyor; hava bulutları taşıyor, toprak, ona annelik yapıyor ve hakeza. Bir buğday tanesinin vücut bulması için bütün kâinat çarkları işliyor ve hizmet ediyor. Bütün bunları sonsuz ilmi ve nihayetsiz kudreti ile sevk eden Allah’tır. Nasıl olur da Allah, küçük ve basit diye buğday tanesinden habersiz olabilir. İlimsiz hiçbir şey vücuda çıkamaz ve olamaz.

"Allah önemsiz şeyleri bilmez." manasına gelen bu düşünce tarzı, aslında Mutezilenin yanlış ve hatalı bir tenzih anlayışından ileri geliyor. Mutezileye göre Allah o kadar haşmetli ve azametli ki, cüz’î ve ehemmiyetsiz şeyleri bilmesi ve idare etmesi onun büyüklüğüne ve azametine yakışmaz. Bu yüzden Allah ehemmiyetsiz şeylerle meşgul olmaz manasında 'Allah cüz’iyatı bilmez.' demişler.

Halbuki Allah’ın her şeyi bilmesi ve cüz’î-küllî her şeyin daire-i ilminde olması onun büyüklüğüne halel getirmez, aksine onun ilminin azametini gösterir. Mutezilenin bu yaklaşımı Allah’ı tenzih maksatlı olduğu için küfür değil dalalet oluyor. Malum, dalalet kelimesi “küfür, bid’at ve fısk” olmak üzere üç manaya da gelebiliyor. Ehl-i sünnet âlimleri Mutezile imamlarını tekfir etmiyorlar, ama bidat manasında ehl-i dalalet diyorlar.”

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Bir kısım feylesofların irade-i İlâhiyeyi nefiy ve bir kısım ehl-i bid’atın kaderi inkâr ve bir kısım ehl-i dalâletin, cüz’iyâta adem-i ıttılaını iddia etmeleri ve tabiiyyunun bir kısım mevcudatı tabiat ve esbaba isnad etmeleri..." İzah?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

rmc

Bu görüş, En'âm Suresi 59. Ayeti inkara götürmez mi, ayrıca aynısını diyen filozoflar neden tekfir edilmiştir fakat mutezile edilmemiştir?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Niyet ve tevil onları kurtarmış cüzi şeylerle meşgul olmayı İlahi tenzihe uygun görmemişler filozoflar sistematik bir şekilde bu düşünceyi savunmuşlar başka görüşlerde inkarlarına kuvvet vermiş. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
rmc

fakat bu konudaki Ayetler oldukça açık tevil edilecek bir yanı, tevil Ayeti inkara götürür, mu'tezile nin bilmez demesi taaddüdü kudema yani Alimdir derim fakat İlim Sahibidir demem anlayışından mıdır?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Mutezileye göre Allah o kadar haşmetli ve azametli ki, cüz’î ve ehemmiyetsiz şeyleri bilmesi ve idare etmesi onun büyüklüğüne ve azametine yakışmaz. Bu yüzden Allah ehemmiyetsiz şeylerle meşgul olmaz manasında 'Allah cüz’iyatı bilmez.' demişler.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
rmc

Fakat Cüziyati demek ittifakla küfür, ayrıca Ayeti Allah'ı tenzih etmek amaçlı inkarda küfürdür.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...