"Bu zamanda bütün medrese âlimlerinin hilâfına olarak, pek harika, tek başıyla medrese talebeliğini muhafaza edip her belâya tahammül etmiş." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstadımız, bu zamanda eski medrese âlimlerinin birbirine farklı muhalif faziletlerini üstünde cem etmiştir. Yani Risale-i Nur öyle geniş ve zengin bir tefsir ki, eski zamanlarda farklı ekol ve farklı mizaçtaki bütün ilmi meşrepleri cem edip, hakkıyla temsil etmektedir.

Hangi meslek ve meşrepten olursa olsun, her insan aradığını Risale-i Nur'larda bulup mutmain olabilir.

"Risale-i Nur, hakaik-i İslâmiyeye dair ihtiyaçlara kâfi geliyor, başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor." (Kastamonu Lahikası)

Risale-i Nur’lar “iman hakikatları” noktasında başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor. Yoksa Risale-i Nurlar her konuda ve her mevzuda kâfidir diye mutlak bir ifade yoktur.

Bu hususiyet, bu asra ve hususi şartlarına mahsus bir durumdur. Çünkü bu zaman insanlarının dağınık ve ulaşılması mümkün olmayan meşrepleri, kendi gayret ve himmeti ile toplayıp onlardan istifade etmesi mümkün değildir.

Ama Üstadımız ve Risale-i Nurlar bu konuda hazır bir sofra gibidir, bize düşen tek şey bu hazır sofraya icabet etmektir.

Eskiden ihtiyaçlar pazarda ayrı ayrı tablacılardan alınırdı, şimdi tek bir alışveriş merkezinde bütün ihtiyaçları temin mümkündür. Üstadımız ve Risale-i Nurlar -tabiri caiz ise- bütün ihtiyaçların tek bir yerden karşılandığı manevî bir alışveriş merkezi gibidir...

Eskiden Arapça, Kur’an, hadis, kelam ve fıkıh gibi dersler müderrisler tarafından okutulurdu. Burada tedrisat görenler ise on beş yıl okutulduktan sonra ancak alî ilimlere çıkılabilirdi. Zaten o medreselerde herkes de okuyamazdı. İşte kapatılan o medrese ve tekkelere bedel, Risale-i Nur öyle bir mektep ve medrese oldu ki, her kesimden, her meslek grubundan talebesi var. Bu hizmet sadece belli bir yaş grubuna münhasır değildir. Çocuklar, gençler, ihtiyarlar, hanımlar, mütefekkirler, araştırmacılar, ilim adamları bu mektebin birer talebesidirler. Bu eserleri okuyan herkes istidat ve kabiliyeti nisbetinde ondan bir hisse alır, kalbine ve ruhuna nakşeder. Üstad Hazretleri bu hakikati şöyle ifade etmektedir:

"Evet Risale-i Nur on beş senede kazanılan kuvvetli iman-ı tahkikîyi, on beş haftada ve bazılara on beş günde kazandırdığına, yirmi senede yirmi bin zât tecrübeleriyle şehadet ederler." (Kastamonu Lahikası)

Risale-i Nur’daki bütün hakikatler bu asırdaki insanların fıtratına uygun, fevkalade orijinal ve mükemmeldir. Risale-i Nur’un mevzuları gibi, o mevzuları meydana getiren cümleler ve kelimeler de gayet mükemmel ve orijinaldir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 1.457
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...