"Çekirdek", "Habbe", "Nüve", "Tohum" ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Tohum; bitkilerde üreme için Allah’ın hikmet kalemiyle çizdiği tanelerdir. Kabuklu veya kabuksuz olabilir. Kabuklu olsa da kabukları çok kalın değildir. Bu yüzden de tohum çabuk yeşerir. Çabuk yeşerdiği gibi çok da çabuk büyürler.

Tohum, bir bitkide çok sayıda üretilir. Tohumlar, toprağa gelişigüzel serpme şeklinde ekilirler.

Çekirdek ise, Allah (c.c)’ın yaratmış olduğu tanelerdir. Çekirdekler kabukludur hatta kabukları kalın ve sağlamdır. Bu yüzden de kolay yeşeremezler. Ekseriyetle meyvesinin içerisinde yer alır ve sayı olarak tohuma nazaran az sayıda üretilir.

Çekirdek, toprağa özenle yerleştirilerek ekilir. Bakımı zordur ve emek ister. Çabuk çimlenmediği gibi çimlendikten sonra da çabuk büyümez.

Habbe, tahıl tanesidir; daha çok tahıllar gurubuna ait bir kelimedir. Yani tahıl ya da hububat genellikle buğdaygillerden hasat edilen ürünlere ve onların tohumlarına verilen addır.

Nüve, herhangi bir şeyin içindeki özdür. Yani nüve denildiğinde bir şeyin özü, esası, programı, temeli vesaire gibi manalar akla gelmektedir.

Mesela, bir binanın nüvesi denildiğinde mimari çizimi akla gelir.

“Yaş, kuru ne varsa hepsi mübîn (yâni hakkı bâtıldan ayırt etmek için gönderilmiş bulunan apaçık) bir kitapta mevcuttur.” (En’âm, 6/59)

Bu ayet gereğince, her türlü hakikat onda meknuzdur, yani içinde her türlü mana hazineleri mevcuttur. Buna göre Kur’ân-ı Kerîm, kâinattaki bütün hakikatlerin kâmil bir manzûmesidir ve her şey onda birer nüve ve öz hâlinde mevcuttur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 5.965
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)

Risalelerde "çekirdek" daha çok müminler için söyleniyor. Çekirdek ve tohumun farklı olduğu, çekirdeğin meyvesinin olmayıp verimsiz olduğu ifade ediliyor, ne dersiniz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Çekirdek, tohum ya da başka bir ifade fark etmez, Risale-i Nur'da çekirdeğe yüklenen asıl mana, program ve öz olma manasıdır. Yoksa Risale-i Nur'da çekirdeğe bir ziraat ilminin gözü ile bakılmıyor.

Meselâ; şu paragrafta çekirdek kâinat ağacının bir programı şeklinde tarif ediliyor. Nasıl bir ağaç küçük bir çekirdekten çıkmış ise, kâinat ağacı da Hazreti Peygamber (asv)'in çekirdek hükmünde olan nurani mahiyetinden çıkmıştır.

"Sâni-i Zülcelâlin ağaçlar hakkında câri olan bir kanunu, elbette şu şecere-i âzamda da câri olmak, mukteza-yı ism-i Hakîmdir. Öyleyse, mukteza-yı hikmet, şu şecere-i hilkatin de bir çekirdekten yapılmasıdır. Hem öyle bir çekirdek ki, âlem-i cismanîden başka, sair âlemlerin nümunesini ve esasatını câmi olsun. Çünkü, binler muhtelif âlemleri tazammun eden kâinatın çekirdek-i aslîsi ve menşei, kuru bir madde olamaz. ..."

"Ey müstemi! Şu acip kâinat-ı azîme bir insanın cüz'î mahiyetinden halk olunmasını istib'âd etme. Bir nevi âlem gibi olan muazzam çam ağacını, buğday tanesi kadar bir çekirdekten halk eden Kadîr-i Zülcelâl, şu kâinatı nur-u Muhammedîden (Aleyhissalâtü Vesselâm) nasıl halk etmesin veya edemesin? İşte, şecere-i kâinat, şecere-i tûbâ gibi, gövdesi ve kökü yukarıda, dalları aşağıda olduğu için, aşağıdaki meyve makamından, tâ çekirdek-i aslî makamına kadar nuranî bir hayt-ı münasebet var. İşte, Miraç, o hayt-ı münasebetin gılâfı ve suretidir ki, zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm o yolu açmış, velâyetiyle gitmiş, risaletiyle dönmüş ve kapıyı da açık bırakmış. Arkasındaki evliya-yı ümmeti, ruh ve kalble, o cadde-i nuranîde, Mirac-ı Nebevînin gölgesinde seyr ü sülûk edip istidatlarına göre makamat-ı âliyeye çıkıyorlar." (Sözler, Otuz Birinci Söz, Üçüncü Esas)

Özetle, Risale-i Nur'da "çekirdek" tabiri zirai verimlilik manasında değil, temsili akla yaklaştırma manasında kullanılıyor.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...