"Dünya ebedî kalmak için yaratılmış bir menzil değildir... 'Dâr-üs selâm' menziline davetlisi olan mahlukatın içtimaları için bir han ve bir bekleme salonudur." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Bu dünya ebedî kalınacak bir saadet yeri değil, bir imtihan meydanıdır, bir handır ve âhiretin bir tarlasıdır. Esas olan âhiret hayatıdır. Buradaki bütün faaliyetler o âlem hesabınadır.
Handa sürekli kalınmaz. Birkaç gün kalınıp yola devam edilir, bu defa yeni gelen yolcular o mekânda misafir kalırlar.
Keza, imtihan salonunda da devamlı durulmaz. İmtihan sonrası salon boşaltılır ve yeni adaylar salona alınırlar.
Aynı şekilde, tarlanın mahsulleri de öylece bırakılmazlar; toplanırlar yahut biçilirler. Aynı araziye yeni tohumlar ekilir ve bir dönem sonra yeni mahsuller derlenir.
Dünya nimetleri gelip geçici olduğu için, onlara kavuşmaktaki lezzet, ayrılıktan doğan acıya mukabil gelmiyor. Dünyanın nimetleri, doyumluk değil tadımlıktır. Bu yüzden, kalbimizi dünyanın fani lezzetleri ile doyurmamız mümkün değildir.
"Kalpler ancak Allah'ın zikriyle tatmin olur." (Rad, 13/28)
Âyetinde de ihtar ve ikaz edildiği gibi, insanın ruhunu, kalbini ve aklını tatmin edip doyuracak tek mâşuk ve tek ma’bud Allah’tır. Hazret-i İbrahim (as) gibi “La uhibbül afilin” (Fani şeyleri sevmem) deyip, mecazî şeylere gönül bağlamamalı. Kalb ve ruh ancak o zaman saadete erişir ve mutmain olur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar