"Ehl-i iman ne kadar âmi ve cahil de olsa, aklı derk etmediği hâlde, kalbi öyle hodfuruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder." cümlesini izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Kalbin sezme, hissetme ve basiret gibi istidadı vardır. Kalp bu istidadı sayesinde muhatabının birçok vasıflarını teşhis ve tespit edebilir. Yani kalp bu seziş gücü sayesinde riyakâr, gösteriş budalası adamları çabuk anlar ve manen onlardan nefret edebilir; bunun olması için ille de ilim ve irfan gerekmiyor.
Bu sebeple "Bu adam cahildir, avamdır, benim gösteriş için yaptığım hâllerimi anlayamaz, ona yuttururum." demek son derece yanlıştır.
Mümin aklı ile göremediği şeyleri kalp gözü ile görebilir, bu incelik hadiste veciz bir şekilde şöyle ifade ediliyor:
“Müminin ferasetinden sakının; çünkü o Allah’ın nuruyla bakar.” (bk. Tirmizi, Tefsiru’l-Kur’an, 16; Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, 1, 24.)
Üstad'ımızın; “Ehl-i iman ne kadar âmi ve cahil de olsa, aklı derketmediği hâlde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse; soğuk görür, manen nefret eder.” ifadeleri müminlerin feraset ve basiret ile bir âlim gibi hissedebileceğini dile getiriyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü