"Esmâ-i İlahiye’nin cilvelerinin verdikleri letaif-i insaniye murassatı ile, bilerek süslenip o Şahid-i Ezelinin nazar-ı şuhud ve işhadına görünmeyi..." açar mısınız? Beşinci emri izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanın ağzı, burnu, gözleri ehemmiyetli işler görmeleri yanında, yüzüne birer süs oldukları gibi, insan ruhuna takılan latifeler de insanın maneviyatı için birer süstürler. “Bilerek süslenme” bu büyük ihsanların şuurunda olmak ve şükrünü eda etmekle gerçekleşir.

Bu süslerin kendileri gibi faaliyetleri de harikadır.

Dersin başında geçen “Cemal ve kemal-i manevîsini bizzat nazar-ı dekaik aşinasıyla görme” mânâsı ruhta kendini daha fazla gösterir.

Bir hücrenin çalışması çok hârika bir kudret mu’cizesidir ve Cenâb-ı Hak o eserinde teşhir ettiği ince sanatlarını bizzat kendisi müşahede etmektedir. Ancak, aklın çalışması, gelen bilgileri yoğurması, onlardan hükümler çıkarması, vardığı neticeyi hafızaya yerleştirmesi, gerektiğinde yine ondan alıp yeniden düşünmesi, alınan bir haber karşısında kalbin hüzünlenmesi, bu hüznün gözlerden yaş olarak akması gibi nice manevî, latif ve ince faaliyetler ruhta sürekli olarak cereyan ederler. İşte insanın, bu hârika yaratılışın farkında olması, o latifelerini hayırlı sahalarda kullanarak süslemesi, kendisini böylece Cenâb-ı Hakk'ın şuhuduna arz etmesi, hayatının çok ehemmiyetli bir gayesidir.

“Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsan ettiği kıymetdar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm-i küşadda mü'minane, şuurdarane, şâkirane, minnetdarane Padişah-ı Bîmisalinin nazarına arzetmektir.” (Şualar, Dördüncü Şua)

Bir de “işhad” yani başkalarına gösterme, onları şahit tutma meselesi var. Burada öncelikle şu hâdise hatıra geliyor:

İnsanın yaratılışına melekler bir mânâ veremeyip, yeryüzünde kan dökecek birinin yaratılmasındaki hikmeti Cenâb-ı Hak'tan sual ettiklerinde, kendilerine şu cevap verilmişti:

“... Ben sizin bilmediklerinizi bilirim...” (Bakara, 2/30)

İşte, özellikle kâmil insanların, melekleri çok gerilerde bırakan “marifet, muhabbet, irfan, salih amel” gibi güzelliklerle ruhlarını süslemeleri üzerine, Cenâb-ı Hakk’ın onları meleklerine göstermesi ve bir zamanlar kapıldıkları endişelerinin ne kadar yersiz olduğunu onlara bildirmesi hayatın bir başka ehemmiyetli gayesidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...