"Evet, muhabbetin sebepleri, iman, İslâmiyet, cinsiyet ve insaniyet gibi nuranî, kuvvetli zincirler ve mânevî kal’alardır." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Evet, muhabbetin sebepleri, iman, İslâmiyet, cinsiyet ve insaniyet gibi nuranî, kuvvetli zincirler ve mânevî kal’alardır. Adavetin sebepleri, ehl-i imana karşı küçük taşlar gibi bir kısım hususî sebeplerdir. Öyle ise, bir Müslümana hakikî adavet eden, o dağ gibi muhabbet esbablarını istihfaf etmek hükmünde büyük bir hatâdır.”(1)

Bir insanı imanından dolayı severiz, yani mümin ve Müslüman olduğu için severiz. Mümin ve Müslüman sıfatları sevmek için yeterli bir nedendir.

Birisini cinsiyetinden dolayı severiz, kadın erkeği, erkek de kadını cinsiyetinden dolayı sever ve bir birlerine karşı ilgilidirler. Yani kadınlık ve erkeklik de bir sevme sebebidir. Hatta aile kavramının temelinde bu cinsiyet sevgisi bulunuyor, şayet bu sevgi olmasa karı kocaya koca karısına tahammül edemezdi.

Birisini insan olduğu için severiz, insani yönlerinden dolayı ona muhabbet besleriz. Hatta bu insanın cinsiyeti, dini ve etnik kökenine bakmadan severiz. İnsanı insan olduğu için severiz. Yardımsever, şefkatli, adaletli ve insanlığa hizmet eden bir insanı kim sevmez ki... Bu insan Hasan olsa da severiz Hans olsa da severiz.

Muhabbet ve sevginin bu şekilde nurani, kuvvetli çok nedenleri ve sebepleri bulunuyor.

Oysa ki, düşmanlığın sebepleri basit, adi ve ehemmiyetsiz sebeplerdir. Demek bir mümine adavet edmek, kainatı ve küreleri birbirine bağlayacak kuvvette olan bağları hafife almak demektir.

(1) bk. Hutbe-i Şâmiye, Dördüncü Kelime.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...