"Sarhoş delikanlılar, hevesatları peşinde bîçare zaîflere, âcizlere, dünyayı Cehenneme çevirecek." Vicdan ve polis varken, neden cehennem korkusu öne çıkarılıyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Yoksa, Cehennem endişesi olmazsa, “El-hükmü li’l-galib” kaidesiyle, o sarhoş delikanlılar, hevesatları peşinde bîçare zayıflara, âcizlere, dünyayı cehenneme çevireceklerdi ve yüksek insaniyeti gayet süflî bir hayvaniyete döndüreceklerdi." (Şualar, Dokuzuncu Şuâ, Üçüncü Delil)

Evvela, Üstad'ın Kur’an’ın yaptığı gibi cehennem ve azapla korkutması, diğer tedbirleri reddettiği mânasına gelmiyor. Nitekim Risale-i Nur'un en büyük ıslah metodu, haramların içinde bulunan dünyevî belalarını göstermektir.

İkincisi, tedbirler ne kadar çoğalırsa, netice de o kadar sağlam ve sağlıklı olur. Bu açıdan cehennem korkusu vicdan, eğitim ve kanuna mâni değil, destek olan bir unsurdur.

Üçüncüsü, polisiye tedbirler insanın zahirî yönüne tesir eder, manevî ve hususî hallerine tesir etmez. Ama maneviyat ve itikad insanın ruhuna ve vicdanına sirayet edebilir. Yani herkesin başına bir polis ve bir jandarma dikmek mümkün değildir, ama herkesin kalbine bir iman bekçisi dikilebilir.

Nitekim çıkarılan kanunlara ve alınan polisiye tedbirlerine rağmen her gün birçok ölüm hâdisesi, taciz, gasp ve hırsızlık vakaları vuku bulmaktadır. Demek ki sadece kanun hâkimiyeti ile ahlak-ı seyyienin önüne geçmek ve suç işlemeye mani olmak mümkün değildir. Küçük yaştan itibaren çocuklarımızın kalplerini Allah ve peygamber sevgisiyle doldurmak, âhiret inancını yerleştirmek, ruhlarını edeb, hayâ ve istikamet gibi güzel ahlak ile süslemek, ubudiyet tacı giydirmek, akıllarını ilim ve irfan nuruyla aydınlatmak gerekir ki; onları sefahet ateşinden ve her türlü hayâsızlıktan muhafaza edebilelim. Gençlerimizi iman, ahlâk, fazilet, irfan, ilim, edeb, adalet ve istikamet gibi âli hasletlerle teçhiz etmek lazımdır ki, huzur ve saadet tesis edilebilsin.

Dördüncüsü, ahiret inancı olmadan insanları terbiye ve idare etmek mümkün değildir. Bu bakımdan, ahiret hayatı, dünya hayatının tamamlayıcısı gibidir. Bir elmanın iki yarısı gibi.

Şayet ölüm yokluk ise, dünyada yapılan iyiliklerin bir mükâfatı ve kötülüklerin de bir cezası olmayacaksa, iyi ile kötünün, hayır ile şerrin, çekilen eza ve cefanın ne mânası var? Bu gibi hissiyatlar ancak ahiret inancı ile teskin edilebilir. Aksi halde polisin ve kanunun olmadığı yerde kişiyi kontrol edecek bir şey olmaz. Güçlüler zayıfları daima ezer.

Dünyevî tedbirler bir yere kadar...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

erkandino

Çokça tatmin ettim Allah razı olsun 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...