"Ey bu vatan gençleri! Frenkleri taklide çalışmayınız. Âyâ, Avrupa'nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adâvetten sonra, hangi akılla onların sefahet ve bâtıl efkârlarına ittibâ edip emniyet ediyorsunuz?" İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey bu vatan gençleri! Frenkleri taklide çalışmayınız. Âyâ, Avrupa'nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adâvetten sonra, hangi akılla onların sefahet ve bâtıl efkârlarına ittibâ edip emniyet ediyorsunuz? Yok, yok! Sefihâne taklit edenler, ittibâ değil, belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip kendi kendinizi ve kardeşlerinizi idam ediyorsunuz. Âgâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittibâ ettikçe, hamiyet dâvâsında yalancılık ediyorsunuz. Çünkü şu surette ittibâınız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzâdır."(1)

Üstad Hazretleri bir meseleyi değerlendirirken müspet ve menfi cihetlerini de orataya koyar. Üstadın Avrupa medeniyetine bakışı da bu şekildir. Üstad Hazretleri Avrupa’yı ikiye ayırır. Birinin; hakiki İsevilikten ilham alarak insanlığın hizmetine çalışan müspet Avrupa, diğerinin ise maddî felsefenin dalaletinde boğulmuş, insanlığı günahlara ve zulme teşvik eden menfî Avrupa olduğunu beyan eder. Üstad fen ve teknik sahada terakki eden 1. Avrupa’ya değil, bozuk ve sefih 2. Avrupaya karşıdır.

Üstat hazretleri o dönem yöneticilerine Avrupa ve Amerika’dan sadece ilim ve tekniği alan, fakat kendi manevî değerlerinden hiç taviz vermeyen Japonları örnek almalarını tavsiye etmiştir.

Mehmet Akif de bu mücadelede Üstadımızla birlikte olmuş ve yönetici kadroya şöyle seslenmiştir:

Alınız, ilmini garbın alınız sanatını,

Veriniz hem de mesainize son süratini

Özellikle Tanzimat’tan sonra dinde laubalileşen, kendi öz değerlerinden taviz veren sözde bazı aydınlar ve yöneticilerde Avrupa hayranlığı başlamış, onların fen ve teknik sahasındaki buluşları değil, sefil ve mimsiz medeniyeti benimsenmiştir.

Gençler olarak Avrupa’dan gelen sefahatlere karşı kendimizi iman ve takva kalası ile muhafaza etmeliyiz. Avrupa’nın moda ve fantezi şeklinde İslâm gençlerine model gösterdikleri çirkin ve sefih örnekleri körü körüne taklit etmemeliyiz. Bizim hayat modelimiz Kur’ân ve sünnettir, bunun şuuru ile hareket etmeliyiz. İman ve ahlâk dersleri olan Risale-i Nurlar ile çokça meşgul olup iman hizmetinde azamî gayret ile çalışmalıyız.

(1) bk. Lem'alar, On Yedinci lem'a, Beşinci Nota.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...