"Seyahat-ı kalbiyede, emraz-ı kalbiyeye inkılap ederek ziyade müşkilata medar olduğundan,.." Açıklar mısınız; pozitif bilimler Üstad'a zarar mı vermiş, neden "emraz-ı kalbiye" denilmiş?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada "Avrupa'nın fünun ve medeniyeti"nden maksat, fen ve felsefeden meydana çıkan bozuk fikirlerdir, yani menfi felsefedir. Yoksa insanlığın hayrına çalışan müspet Avrupa ve felsefe değildir.

Müspet ilimlerin insana zarar vermesi mümkün değildir. Pozitif ilimler bir vasıtadır; bunu menfi felsefe eline alırsa, inkâr ve küfre kapı açar. Aynı vasıtayı İslam medeniyeti ve müspet felsefe alırsa, bu kez de iman ve hidayete bir vesile yapar.

Özellikle Tanzimat’tan sonra dinde laubalileşen, kendi öz değerlerinden taviz veren sözde bazı aydınlar ve yöneticilerde Avrupa hayranlığı başlamış, onların fen ve teknik sahasındaki buluşları yerine, sefil ve mimsiz medeniyeti benimsenmiştir. Üstat Hazretleri o dönem yöneticilerine Avrupa ve Amerika’dan sadece ilim ve tekniği alan, fakat kendi manevi değerlerinden hiç taviz vermeyen Japonları örnek almalarını tavsiye etmiştir.

Mehmet Akif de bu mücadelede Üstad'ımız ile birlikte olmuş ve yönetici kadroya şöyle seslenmiştir:

Alınız, ilmini garbın alınız sanatını,
Veriniz hem de mesainize son süratini.

On İkinci Söz’de Kur’an şakirtleriyle felsefe talebelerinin görüşleri maddeler hâlinde sıralanıyor. Bu Söz dikkatle okunduğunda “aramızdaki derenin pek derin olduğu” ve onlara taviz vermekle bir yere varılamayacağı çok iyi anlaşılır. Örnek olarak, bu maddelerden sadece birisini nakledelim:

Felsefede hedef “menfaat”tir, Kur’ân talebelerinin hedefi ise “fazilet ve rıza-yı İlahi”dir. Tamamen menfaat üzere kurulan, devletten burs alan çocuğunu evinin kirasına iştirak ettiren, merhamet, sadaka, yardım kavramlarını tuhaf karşılayan, Müslümanların kendilerine yaptıkları ikramlara bir mana veremeyip bunun altında bir art niyet arayan, kısacası menfaatle donuklaşmış vicdanlara ve böylece yıkanmış beyinlere “fazilet ve rıza-yı İlahi” kavramlarını anlatmak çok zordur.

Maalesef yüzlerini Avrupa’ya çevirerek Üstat Hazretlerinin ikazlarına kulak tıkayan insanlar, ülkemizi maddi yönden de kalkındıramadılar.

Üstad Hazretlerinin de bir dönem felsefe ile meşgul olduğunu anlıyoruz. Çünkü bu sahayı bilmeden mücadele etmesi mümkün değildir.

İmam Gazali Hazretleri de dinsiz felsefeyle mücadele etmek için filozoflardan çok daha ileri bir felsefe uzmanı olmuş, ondan sonra o meşhur "Tehâfütü'l-Felâsife" adlı eserini telif etmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...