"Ey hakperest ehl-i şeriat ve ehl-i hakikat ve ehl-i tarikat!.." Şeriat, hakikat, tarikat sıralamasında incelik var mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu sıralamada bir incelik bulunuyor. Şeriat birinci sırada, hakikat ikinci sırada tarikat ise üçüncü sıradadır.

Tarikat; seyrü sülûk vasıtası ve tasavvufi metot ve terbiyeler ile nefsin terbiye ve kalbin inkişaf ettirilmesidir.

Tarikat, Arapçada “yol” mânasına gelmektedir. İmanı sağlam ve salih bir mü’mini bazı terbiyelerden geçirerek manen terakki ettirip velayet makamına çıkaran hususî bir yoldur.

Seyrusülûk; tasavvuf büyüklerinin tayin ve tesbit etmiş olduğu bir takım usuller ve yollarla, uzun ve meşakkatli bir zamandan sonra kalbin tekemmül edip Allah'a teveccüh etmesi, marifet kazanması, velayet mertebelerinde terakki ve teali ederek rıza-yı ilahiyi mazhar olmasıdır.

Bütün bu terbiye metotların genel adına "tarikat ilmi" demek mümkündür. Esas gayesi ise, iman hakikatlerinin kalp ve ruhta inkişaf edip kökleşmesidir.

Hakikat ilmi ise, tarikat ve tasavvuf mesleğine girmeden, doğrudan ve vehbi bir şekilde imana dair meselelerin kalp ve ruhta inkişaf etmesidir. Kul bu cihette aczini ve fakrını şefaatçi yapıp doğrudan dergâh-ı İlahiyeye iltica ederek hakikatlerin inkişafını talep ediyor. Allah da bu aczin ve fakrın hürmetine o kuluna vehbi bir şekilde hakikatleri en parlak bir şekilde açıp ilham ediyor.

Sahabenin, müçtehitlerin ve müceddidlerin yolu bu minval üzeredir. Risale-i Nurların yolu da aynı şekildedir.

Bediüzzaman Hazretleri Beşinci Mektup’ta velayet yollarını üçe ayırıyor: “Velayet-i suğra. Velayet-i vusta. Velayet-i kübra”

Bu yolların hepsi de kulun Allah’a yaklaşmasına ve manen terakki etmesine vesile olur. Velayet sadece tasavvufa ait değildir.

Velayet-i kübra: Allah’ın kula yakınlığından inkişaf eden, kisbden ziyade vehbiyyetle gidilen, mahiyeti çok yüksek, meşakkatli, zevk ve lezzetleri az olan velayettir. Peygamberlerin, sahabelerin, Mehdi’nin ve onların yolundan gidenlerin mesleğidir. Bu yol, cadde-i kübrâdır; küllî ve feyizli bir meslektir. Mezhep imamları, müçtehidler ve tarikat aktabları buna misal olarak verilebilir.

Velayet-i vusta: Velâyet-i Vusta; sünnet-i seniyyeye ittibâ etmeyi esas alarak imana ve Kur’ân'a hizmet eden büyük mürşitlerin, asfiyaların ve ülemânın yoludur. Bu sıfatları hâiz olan her zat velâyet-i vustaya mazhardır.

Velayet-i suğra: Bu ise meşhur velayettir, tasavvuf ehlinin gittiği yoldur. Bu velayette kulun Allah’a yakınlığında kisb ve mücahede ön plandadır. Zaman ve mekâna muhtaçtır. Bu yol çok meşakkatli ve sıkıntılıdır. Dolayısıyla seyrüsülûk edenleri teşvik ve taltif için keramet ve keşfiyyat ve zevkler mebzuldür.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

karolin
ehl-i hakikatin,ehl-i tarikattan daha önde olduğunu anladım..ehl-i şeriat dediği kimlerdir?niye 1. sıradadır?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
yasin kalpakçı
vasıl oluncak hedef şeriattır. o hedefe giden yolların esası hakikat yolu ve tasavvuf yoludur. Her iki yolda da hedef şeriattır. Hakikat yolu şeriata vasıl etmede, tasavvuf yoluna göre daha kısa, daha geniş, daha eslem bir yoldur. Ehl-i şeriat; bu yollardan herhangi biri vasıtasıyla şeriata ulaşamış kişilerdir. Evet hakikat yolu, tasavvufdan üstündür, daha eslemdir; ancak şeriata ulaşmak esastır, o yolda gitmek vasıtadır....
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...