Block title
Block content

İmkan ve hudus hakikatı, kainatın heyeti mecmuasına nasıl şehadet ediyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hudus, kelime olarak, bir şeyin sonradan meydana çıkması, ezeliyeti ve evveliyetinin olmaması manasınadır. Böyle olunca, onu meydana çıkaracak ve ezeli olan Vacip Bir Vücudun olması  lazım geliyor.

Bu kısa tarif ve izahtan sonra şöyle devam edebiliriz: Kainata ve mahlukata baktığımız zaman, her şeyin değişken ve kararsız olduğunu görüyoruz. Yani, hiçbir şey kararında sabit olarak durmuyor, değişiyor. Biri gidiyor, biri geliyor. Sürekli bir faaliyet, gözümüzün önünde işliyor. Bu da mahlukatta değişmeyen hiçbir şeyin olmadığını bize ispat ediyor.

Her değişen şey ise, sonradan meydana gelmiştir; sonradan vücut bulmuştur. Zira yoktu, var oldu. Ezeli olan şeyde değişimin olması imkansızdır. Ezeliyet ona müsaade etmez. O zaman, yoktan ve hiçten yaratılıp meydana çıkartıldılar.

Onları yoktan varlığa çıkaran Zat ise ezeli ve vacip olmak gerekir. Zira  hadisin hadisi (sonradan olanın sonradan olanı) yaratması imkansızdır. Yok, yoka vücut veremez. Madem her şey hadisdir, yani, sonradan meydana gelmiştir; öyle ise her hadisin bir muhdisi, yani onu varlık sahasına çıkaran ve yaratan bir Zat var olduğu sabit olur. Hudus delilinin mahiyetinin özeti budur.

Bu delil Allah’ın varlığını ispat ederken, aynı zamanda onun ezeliyetini de ispat ediyor. Zira İlah vasfı ancak ezeliyet ile tamam olan bir vasıftır. Hudus hakikati kainattaki her bir eşyanın üstünde parlak bir şekilde göründüğü için, her şeyde muhdis olan Allah’ı gösterip şahitlik ediyor.

İmkan, kelime olarak, varlığı  mümkün olan şeylere denir. Yani, var olması ile yok olması eşit olan demektir. Bu eşitlikten var olanlara, vaki; yok  olanlara da mümkün denir. İşte bu eşitliği bozmak ancak ve ancak  mümkinat cinsinden olmayan Vacip bir vücutla mümkündür.

Zira mümkünün, mümküne illet, yani sebep olması imkansızdır. Yoksa devir  ve teselsül dediğimiz, mantıksız şeyleri kabul etmemiz gerekir ki, bu da muhaldir.

Devir: Mümkün bir şeyin, mümkün olan bir şeyi  varlık alanına çıkarması demektir ki, bu da  batıldır.

Buna şöyle bir temsille işaret edelim.  A okuluna kayıt yaptıracaksın ve müracaat ettin. A okulu dedi ki kayıt şartımız B okuluna kayıt belgesidir. Sen hemen B okuluna gittin. Onlar da dedi ki; kayıt şartımız A okuluna kayıt olmanızdır. Böyle bir durumda senin, her iki okula da kayıt olman ebediyen imkansız hale gelir. İşte devir, yani, kısır döngü denilen şey budur.

Şimdi varlık sahasına çıkmamış bir mümkün, nasıl olur da başka bir mümkünün varlık sahasına çıkmasına sebep olabilir. Önce kendisi bir varlığa kavuşsun, sonra başka mümküne illet ve sebep olsun. Buradan açıkça anlaşılıyor ki: Mümkün, mümküne sebep olup yaratıcılık yapamaz. Demek başlangıcı olmayan bir sebep olması gerekir ki, bu mümkünlere illet olsun. Bu da ezeli ve ebedi olan Allah’tır.

Teselsül: O sebep, bu sebepten, bu sebep şu sebepten diyerek sonsuza giden bir sebep sonuç zinciri kabul etmek demektir ki, bu da aklın kabul etmeyeceği imkansızlar sınıfındandır. Teselsülün imkansızlığı Allah’ın ezeliyetinin ispatıdır. Teselsülün batıl bir fikir olduğunu kelam alimleri arşi ve süllemi denilen on iki delille çürütmüşlerdir.

Mesela, bir atom sayısız cisimlere veya vücutlara girme kabiliyetinde iken, en uygun ve mükemmele girmesi ve girdikten sonra her aşamada başka imkanlar ile karşılaşması ve oralarda da bir tercih edici ve tahsis edicinin varlığına muhtaç olması, gayet mükemmel derecede tevhide işaret eder. Atomun her adımı tevhide bir levha hükmündedir. Şuursuz atomun o binlerce imkan ve tercihler içinde en mükemmelini ve kendine en uygun olanı bilmesi ve tercih etmesi imkansız olduğu için, o adımların ve hareketlerin her safhasında ve aşamasında Allah’ın tercih ve tahsisini görmek katiyetle zaruridir.

Üstad Hazretleri böyle bir tarz ve yol ile her şeyin üstünde imkan ciheti ile tevhide delil getiriyor. Ve imkan delili ile her şey üstünde ezeli iradeyi ispat ediyor.

İmkan ve hudus delilleri kainatı istisnasız kuşattığı için, kainat kadar büyük ve güçlü iki delildirler. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...