"İnsanda cisimden başka nasıl akıl, kalp, ruh, hayal, hafıza gibi manevi vücutlar... Âlemde ve şu insan meyvesinin şeceresi olan kâinatta, âlem-i cismaniyetten başka âlemler var." Ne demek?
Değerli Kardeşimiz;
"İnsanda cisimden başka nasıl akıl, kalp, ruh, hayal, hafıza gibi manevi vücutlar da var. Elbette, insan-ı ekber olan âlemde ve şu insan meyvesinin şeceresi olan kâinatta, âlem-i cismaniyetten başka âlemler var. Hem âlem-i arzdan, ta cennet âlemine kadar her bir âlemin birer seması vardır." (Sözler, Otuz Birinci Söz, İkinci Esas.)
İnsan bedeninde kan sürekli olarak deveran ederken ve hücreler her an değişirken, insan ruhunda da bu daimî faaliyetler başka bir şekilde görülür. Akıl durmadan çalışır, hafıza sürekli kaydeder, his dünyası da kendi işlerini birlikte ve aralıksız yürütürler. Böylece insanda birbirinden farklı ve sayılamayacak kadar çok iş birlikte görülür.
Kâinat ağacının meyvesi olan insandaki bu “faaliyet-i daime hakikati” kâinatın tümünde de hükmünü icra eder. Her bitki ve hayvan türü birbirinden ayrı işleri birlikte ve aralıksız olarak sürdürürler.
Âlem-i süfli olan yeryüzündeki bu faaliyetler gösteriyor ki, âlem-i ulvide de aralıksız faaliyetler vardır. Ve yine şu âlemdeki icraatların farklılığı da gösteriyor ki o âlemlerde de onlara münasip ayrı icraatlar yapılmaktadır.
Ulvi âlemler denilince, yedi kat sema hakkındaki Üstadımızın bahsettiği bir hakikati burada hatırlamamızda fayda var. İleri görüşlü bir taifeye göre, yıldızlarla bezenmiş şu gördüğümüz sema birinci kat semadır. Ondan başka altı kat sema daha vardır. Daha ileri bir taifeye göre de yedi kat sema şu cismani âleme münhasır değildir.
Bu son görüşe göre levh-i mahfuz, âlem-i ervah, âlem-i melâike, kürsi, arş, cennet ve cehennem ayrı birer âlemdirler. Her birinde birbirinden farklı sonsuz işler görülmektedir.
Esir, her şeyin tarlası hükmündedir. Gördüğümüz bütün madde âlemi esir tarlasının mahsülleri olduğuna göre esir, bildiğimiz manada bir madde değil, enerji ağırlıklı apayrı bir yapıdır. Bazı bilim adamları, âlemde boşluk zannedilen kısımların aslında akıl almaz derecede enerji yüklü olduğunu, ama henüz ondan faydalanma noktasına gelinemediğini söylüyorlar.
Biz sema denilince yıldızlarla süslemiş gökyüzünü anlayıp diğer semâları da buna kıyas edersek yanlış kararlara varırız. Kürsiden öteye madde âlemi son buluğuna göre, bu semaları manevi olarak anlamamız gerekir. Üstadımızın “Kalp de bir arştır.” sözünden hareketle diyebiliriz ki, bütün âlemlerdeki bütün faaliyetler arştan idare edildiğinden, arş bütün bu işlerin bir semâsı gibidir. Keza, her şeyin maddi ve manevi suretleri âlem-i misalde kaydedildiğinden o âlem de bu misâller âleminin semâsı hükmündedir.
Bütün tohumlarda, çekirdeklerde, nutfelerde ve hafızalardaki her türlü muhafaza fiilleri ayrı bir âlem olarak düşünüldüğünde levh-i mahfuz da bu âlemlerin seması gibi olur.
“Cennetin tavanı Rahmanın arşıdır.” (el-Münâvî, Künûzü’l-Hakâik, s. 78.) hadis-i şerifinin bildirdiği gibi, cennet âleminin seması da arştır.
Üstad Hazretleri, yıldızlarla yaldızlanmış bütün görünen gökleri bir sema sayıp, ona "bu dünyanın semasıdır" diyerek, bundan başka altı tabaka-i semavatın da var olduğunu ifade ediyor.
Şu ifadeler de bu manayı teyit eder niteliktedir:
"Yedincisi: Yedi, yetmiş, yedi yüz gibi tabirat, üslûb-u Arabîde kesreti ifade ettiği için, o külli yedi tabaka çok kesretli tabakaları hâvi olabilir." (Lem'alar, On İkinci Lem'a)
Bilebildiğimiz âlemler; âlem-i berzah, âlem-i misal, âlem-i melekût, âlem-i emir, âlem-i asgar olan insan, âlem-i arş ve kürsi, âlem-i cennet ve cehennem vb...
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"Âlem-i cismaniyetten başka âlemler var. Hem âlem-i arzdan, ta cennet âlemine kadar her bir âlemin birer seması vardır." Bu alemler nelerdir bu alemlerin dünya gibi tabanı ,boşlugu ve tavanı varmıdır açıklarmısınız
İslam kozmolojisi ve Risale-i Nur perspektifine göre varlık, yalnızca gördüğümüz maddi dünyadan ibaret değildir. "31. Söz" (Miraç Risalesi) ekseninde sorduğunuz bu derin meseleyi, varlık tabakaları ve yapısal özellikleri açısından şöyle açıklayabiliriz:
Varlık Alemleri Nelerdir?
Geleneksel tasnif ve Risale-i Nur terminolojisine göre temel alemler şunlardır:
Âlem-i Şehadet (Mülk Âlemi): Gözle görülen, fiziksel kanunların işlediği maddi evren.
Âlem-i Melekût (Gayb Âlemi): Eşyanın iç yüzü, ruhaniyetin ve meleklerin bulunduğu, fiziksel sınırların ötesindeki nurani alem.
Âlem-i Berzah: Dünya ile ahiret arasındaki bekleme salonu, kabir alemi.
Âlem-i Misal: Maddi dünya ile manevi dünya arasında bir köprü niteliğinde olan, rüyaların ve görüntülerin asıllarının bulunduğu "aynalar" alemi. Eşyanın imajlarının arşivlendiği imaj alemi de denilebilir.
Âlem-i Uhra (Ahiret Alemleri): Cennet, Cehennem ve ebedi saadet menzilleri.
Bu Alemlerin "Tabanı, Boşluğu ve Tavanı" Var mıdır?
Risale-i Nur’un ifadelerine göre, her bir alemin kendine has bir yapısı, merkezi ve kuşatıcı bir "seması" (tavanı) vardır. Bu kavramları şu şekilde detaylandırabiliriz:
Her Alemin Bir Seması (Tavanı) Vardır
Kur'an-ı Kerim'deki "yedi kat sema" tabiri, sadece maddi gökyüzünü değil, aynı zamanda bu manevi alemlerin her birinin üzerindeki idari ve nurani tabakaları da kapsar. 31. Söz'de belirtildiği üzere, arzdan (dünyadan) Cennet'e kadar her alemin bir seması bulunur. Bu semalar, o alemi kuşatan ve sınırlayan, o alemin kanunlarının bittiği ve bir üst alemin başladığı sınırlardır.
Taban (Zemin) Meselesi
Maddi alemde "taban" topraktır. Ancak manevi alemlerde taban, o alemin sakinlerinin üzerinde durduğu "varlık mertebesi"dir. Örneğin:
Âlem-i Misal'in tabanı, bir nevi latif enerjiler ve görüntülerdir.
Cennet'in tabanı, toprağı misk olan, maddi yoğunluktan arınmış nurani bir maddedir.
Boşluk (Esir Maddesi)
Risale-i Nur'da alemler arasındaki boşluğun "mutlak bir hiçlik" olmadığı vurgulanır. Maddi gök boşluğunu dolduran Esir Maddesi, bu alemlerin arasındaki iletimi sağlar. Esir, madde ile mana arasında bir köprü gibidir; ışığı, elektriği ve manevi feyzi ileten en ince maddedir. Dolayısıyla alemler arasında boşluk değil, o alemin mahiyetine uygun bir doluluk vardır.
Yapısal Benzerlik ve Farklılıklar
Dünya nasıl bir tavan (atmosfer ve gökyüzü) ve bir taban (yeryüzü) arasında yer alıyorsa, diğer alemler de benzer bir hiyerarşik yapıya sahiptir. Ancak bu "taban" ve "tavan" kavramlarını sadece 3 boyutlu bir mekan olarak düşünmemek gerekir:
Geometrik Değil, Derecesel: Üst alemler alt alemleri kapsar. Yani Cennet seması, altındaki tüm alemleri kuşatacak kadar geniş ve ihatalıdır.
Nuraniyet Farkı: Maddi alemin tavanı yıldızlarla süslü iken, manevi alemlerin tavanı esma-i ilahiyenin tecellileri ve meleklerin tesbihatıyla süslüdür.
Özetle; her alem, kendi sakinlerinin kapasitesine ve o alemin yaratılış amacına göre bir "mesken" formundadır. Dünya bu alemlerin en kesifi (yoğunu) ve bir nevi fidanlığı hükmünde iken, diğer alemler latifleşerek ve nuranileşerek devam eder.