İslam dünyası paramparça edilmiş, tek çare ittihad-ı İslam iken, Nur talebeleri neden ümmeti birlik olmaya davet etmiyor?
- İmamet, hilafet, ittihad-ı İslam ve İslam şeriatı değerlerimizin kuvveden fiile çıkmasını hedeflemek ve bunun için çalışmak bir Nur talebesinin vazifesi midir?
Değerli Kardeşimiz;
Ne okumuş olduğumuz Risale-i Nurlar, ne âcizane vermeye çalıştığımız cevap ve makalelerimiz ne de sohbet ve vaazlarımız sorunuza muhatap değildir. Çünkü biz Nurcular ümmetin birlik ve beraberliği aleyhinde değil lehindeyiz. Bunu görmek ve anlamak isterseniz Uhuvvet ve İhlas risalelerini dikkatle okumanızı tavsiye ederiz.
Risale-i Nur ve onu takip eden Nurani cemaatinin en büyük vazifesi, tahkiki imanı yaymak ve bunun neticesinde de ittihad-ı İslam’ı temin etmektir. İslam birliğine kimin zarar verdiği meydandadır, onlara bakmak gerekir. Yani İslam birliği siyaset ve politika ile değil, Müslümanların tahkiki imanı elde etmesi ile mümkün olacaktır.
Allah’ın emirlerini yapmadan, haramlarını terk etmeden -ki bu da ancak sağlam ve sarsılmaz bir iman ile mümkündür- birlikten dirlikten bahsetmek kendimizi aldatmak olur.
İslam’ın beş şartını ifa etmeyen, onun güzelliklerini hayatına yansıtamayan kuru kalabalıklardan birlik dirlik çıkmaz. Bu yüzden, önce Müslümanların imanî ve ahlaki eksikliklerini tahkiki iman ile ikmal edilmesi gerekiyor. Risale-i Nur tahkiki iman dersleri ile bu hizmeti hakkı ile ifa etmektedir. Bu bakımdan, hiç kimse kalkıp "Risale-i Nur ve onun Nurani cemaati İslam birliğine hizmet etmiyor." diyemez.
Nur talebesinin birinci ve en mühim vazifesi, iman hizmetidir.
Diğer hizmetler bu hizmetin yanında ikinci ve üçüncü derecededirler. Çünkü iman hizmeti bir temel bir kök gibidir, bu hizmet sağlam bir şekilde tesis edilmeden diğerlerinin teşekkül etmesi mümkün değildir. Yani İslam ağacının gövdesi, dalı ve meyvesi ancak sağlam bir kök ile temin edilebilir. Doğal olarak Nur talebeleri bütün gayret ve mesaisini bu kökün tesisine harcamaktadırlar.
Hilafet ve şeriat gibi diğer vazifeler, bu iman hizmetinin terettübi ve zaruri bir neticesidir. Haliyle Nur şakirtleri iman hizmeti ile bu iki vazifeye de dolaylı bir şekilde hizmet etmiş olmaktadırlar. Ama ileri ki zamanlarda Nur talebeleri cemaat adına olmasa da şahsı adına bu geniş dairelerde de bizzat etkili bir vazife alabilirler ve almaktadırlar da.
Toplum içinde sünnet ve şeriatın ihyası ancak iman hizmeti ile mümkündür. Nur talebeleri bu inceliği iyi kavradıkları için, bütün gayretlerini ve himmetlerini iman hizmetine teksif ediyorlar. Maalesef bazı sathi nazarlar bu inceliği iyi takdir edemiyorlar ve Nur talebelerini hilafet ve şeriat hususunda pasif olmakla itham ediyorlar.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar