Block title
Block content

"İslâmiyet, havastan ziyade, avâmın tahassüngâhı olmuştur. Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ ile havassı, âvâmın üstünde müstebit yapmak değil, bir cihette hâdim yapıyor." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İslamiyet daima zayıfların, çaresizlerin, fakirlerin, güçsüzlerin sığınağı olagelmiştir. Bunun en somut ve en sağlam göstergesi zekatın farz, faizin haram kılınmasıdır. Bu iki kural; yani zekatın farz, faizin haram kılınması; zayıfların, çaresizlerin, fakirlerin, güçsüzlerin korunmasında ve kollanmasında hayati bir öneme sahiptir.  

Şayet İslam havas tabakasını avam tabakası üzerinde bir zorba bir diktatör yapmak isteseydi zekatı farz faizi haram kılmazdı. Aksine İslam güçlüleri zayıfların yardımına ve imdadına koşan bir hizmetkar olarak görüyor ve öyle istihdam ediyor. Zengin malı kendi ve nefsi için değil, fakir ve fukaraya yardım etmek için kazanıyor. İslam’daki zenginlik kavramı zayıfların üstünde baskı kurmak için değil, aksine zayıflara kol kanat germek içindir.

Kibir, gurur, baskı, israf, gösteriş vesaire gibi haller imansız sermayenin en büyük alametleri ve amaçları iken, aynı kötü hasletler İslam’da fakir-zengin demeden herkese yasaklanmıştır. Bu da gösteriyor ki; İslam’da sermaye ve zenginlik kibir, gurur, baskı, israf, gösteriş için değil aksine tevazu, iktisat, ihlas ve yardımlaşma için vardır. İslam tarihinde imanı sağlam zenginler de hep böyle hareket etmişler.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...