Block title
Block content

Kader Risalesi'nde geçen; "Usul-ü kelâmiyenin en mühim bir esasını hedmeder." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Eğer desen: Tercih bilâ müreccih muhaldir. Halbuki, o emr-i itibarî dediğimiz kisb-i insanî, bazan yapmak ve bazan yapmamak, eğer mûcip bir müreccih bulunmazsa, tercih bilâ müreccih lâzım gelir. Şu ise, usul-ü kelâmiyenin en mühim bir esasını hedmeder."(1) 

Sabit emirlerde “Tercih bilâ müreccih muhaldir.” Yani tercih yapan bir şahıs olmadan tercih ve seçimin kendiliğinden olması mümkün değildir. Ortada bir tercih ve seçim varsa, mutlaka o tercih ve seçimi yapan  birde müreccih (tercih yapan kimse) var demektir.

Kainat ve onun içindeki eşya sayısız tercih ve seçimleri içinde barındırıyor. Öyle ise bu tercih ve seçimleri tercih eden ve seçen bir seçmen vardır ki bu Allah’tan başkası değildir. Fiil nasıl faile işaret edip ispat ediyor ise, tercihte müreccihi (tercih eden kimse) gösterip ispat ediyor. Bu kural ilm-i kelamın en sağlam bir kural ve esasıdır ve tevhidi kati bir şekilde ispat ediyor.

Şayet insanın cüzi iradesi nispi ve itibari olduğu için ilahi kudrete taalluk etmiyor denilirse, yukarıda tarif etmiş olduğumuz illiyet fikrine, yani tercih ile müreccih arasındaki zaruri bağa uygun düşmez ve kelam ilminin önemli bir esasını zedelemiş olur. Yani insan iradesi de ilahi kudret ile teşekkül eden bir tercihtir ve bir tercih olması ciheti ile de özgür ve bağımsız olamaz ki, cebirden kurtulmuş olsun, diyor Cebriye mezhebi.

Ehl-i sünnet ise, bu kuralın itibari ve nispi emirlerde cari olmadığını ileri sürerek, cebir fikrini önemsiz ve gereksiz görüyor. 

“Tercih bila müreccih” prensibi, itibari ve nisbi emirlerde -buna insandaki cüzi irade de dahil- caizdir denilebilir. Nisbi emirler için kullanılan bu kaidedeki "müreccih" kelimesi tercihe sebep olan üstün vasıf, üstün özellik anlamında kullanılmıştır. Yani bir şeyi başka bir şeye tercih etmenin veya seçmenin olabilmesi için, üstün bir yönü ya da vasfı olması gerekmez.Tercih ya da seçme işi müreccihe bağlı ve mebni bir şey değildir. Buna şöyle şöyle bir örnek verebiliriz:

Aynı vasıfta ve kalitede iki kalemden birini diğerine -hiçbir üstün vasfı olmaksızın- tercih edebiliriz. Tercihin illeti rüchaniyet, yani üstün sıfat değil, iradedir. Onun için eşit olan şeylerde de tercih yapabiliyoruz. Şayet üstünlük, tercihin asıl sebebi, yani illeti olsa idi, eşitliği bozup tercih yapmamız imkansız olacaktı. Ama vaka böyle değil. O zaman “Tercih bila müreccih muhaldir.” sözü itibari ve nisbi emirlerde batıldır ve bir hezeyandır.

“Tercih bila müreccih muhaldir.” mülahazasına göre tercih, ancak iki farklı (mesela) kitap arasında olabilir. Zira iki farklı kitab arasında mutlaka tercihe sebeb olacak bir rüchaniyet ve üstünlük yönü vardır. Bu üstün yön veya vasıf, tercihe bir illet ve sebep teşkil edecek, böylece tercih vuku bulacaktır. Bu manada ve fikirde cebir ve illiyet illeti hastalığı kokuyor. Bu, vakaya da münafi bir hezeyandır.

Doğrusu, itibari emirlerde "Tercih bila müreccih." caizdir. Üstün vasıf olmaksızın, insan tercih yapabilir. Bu da mesuliyetin muktazisi olan irade-i cüziyenin varlığına delildir. Bunun misallerini herkes hayatında çoklukla görebilir ve buna şahitlik edebilir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Teoman Keskin
Üstad Hazretleri TECİH BİLA MÜRECCİH konusunda sabit emirleri söz konusu etmeden doğrudan ve TAMAMEN İTİBARİ EMİRLERİ İŞLİYOR...Ve buradaki "müreccih" ibaresi de SEBEP OLAN ZAT anlamında değil ,sadece tercih için gerekçe yani "SEBEP" anlamında kullanılmış oluyor..Bence eski kelâm kitaplarının uslupları zaten girift olan bu konunun anlaşılmasına perde olabilir..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
lighted
Usul-ü kelâmiyenin en mühim bir esası "Tercih bilâ müreccih muhaldir" esası mıdır? Bu aynı anda imkan delili midir?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Aynen ifade ettiğiniz gibi.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
lighted
"Tercih bilâ müreccih" kaidesinde "müreccih"in manası - tercih yapan bir şahıs, tercih yapan kimsedir. "Müreccih" kelimesini tercihe sebep olan üstün vasıf, üstün özellik anlamında kullanıldıgını nereden anlıyoruz? Bir karine var mıdır?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

TERCİH BİLÂ MÜRECCİH: Hiç bir üstünlük sebebi yok iken birbirine eşit iki şeyden birisini diğerine üstün tutmak.
TERECCUH BİLÂ MÜRECCİH: Bir şeyin kendi zâtında diğer şeye karşı bir üstünlük vasfı olmadığı hâlde, hiç sebebsiz üstün bulunması ki; böyle bir hal imkânsızdır, muhaldir.
Görüldüğü gibi müreccih kelimesi cümleye ya da terkibe göre anlam alıyor.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hamditas
tercih bilâ müreccih caizdir ve vakidir. İrade bir sıfattır; onun şe'ni böyle bir işi görmektir. (26. Söz, 2. Mebhas)
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
lighted
Hem "TERCİH BİLÂ MÜRECCİH", hem "TERECCUH BİLÂ MÜRECCİH" terkibinde müreccihi "üstünlük sebebi, vasfı" olarak istimal ettiniz. O zaman "TERCİH BİLÂ MÜRECCİH" terkibiyle usul-ü kelâmiyenin "Tercih bilâ müreccih muhaldir" esasıyla alakasını göremiyorum ve "Eğer desen: Tercih bilâ müreccih muhaldir..." sorusu manasız geliyor. Yani sorudaki "Tercih bilâ müreccih muhaldir" esasının cevaptaki "Tercih bilâ müreccih caizdir ve vakidir" ile alakası kalmiyor. Çünkü soruda müreccih "tercih yapan şahıs"tır, cevapta ise "üstünlük sebebi"dir. "Müreccih kelimesi cümleye ya da terkibe göre anlam alıyor" ifadesini yeterli karine olarak göremiyorum. Izah eder misiniz?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
lighted
Bürhan Sabaz hocamızın yorumuna göre sorudaki "Tercih bilâ müreccih muhaldir" esasının hülasası şöyledir: Kainat ve onun içindeki eşyada sayısız tercihleri yapan mutlaka bir müreccih vardır. Müreccih ise Allahtır. Onun irade ve kudreti taalluk etmeden kendiliginden tercih olması muhaldır. O sorunun cevabı olan "Tercih bilâ müreccih caizdir ve vakidir. İrade bir sıfattır; onun şe’ni böyle bir işi görmektir" manası şöyle olması gelmez mi: Sabit emirlerde Cenab-i Hakkin irade ve kudreti taalluk etmeden tercih olması muhaldır. Fakat itibari emirlerde, yani insan iradesinin üssü’l-esası olan meyelanda Cenab-ı Hakkın irade ve kudreti taalluk etmeden tercih teşekkül edebilir. Meyelana harici vucud verilmese de tercih olabilir. Tercih işini yapan insanın iradesidir. Onun şe’ni böyle bir işi görmektir. Izah eder misiniz?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Nurun fedaisi

Tercih Bilâ Müreccih
İlm-i kelâmla ilgilenen kimselere faydası olacağı kanaatiyle bu mesele üzerinde kısaca duracağız:

"Tercih bilâ müreccih câizdir." ifâdesindeki müreccih kelimesi, “tercih ettiren sebep, vasıf, özellik, kısaca üstün sıfat mânâsında kullanılmıştır.”79

Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer "tercih bilâ müreccih" muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir.

Yapılmış, meydana gelmiş şeylerde ise, tercih bilâ müreccih muhaldir. Buradaki müreccih kelimesi, tercih edici sebep veya zât, mânâsındadır. Mevcut bir eser, kendisinin var olmasını yoklukta kalmasına tercih eden bir müreccihi gösterir. O müreccih olmaksızın eserin meydana gelmesi muhaldir. İşte ilm-i kelâmdaki tercih bilâ müreccih muhaldir, ifâdesi bu kısım içindir.

"Tercih bila müreccih" caiz olmakla beraber, tereccüh bila müreccih muhaldir.

Evet, bir şeyin veya şıkkın diğerine tercih edilmesi hâlinde, tercih edilen şeyin veya şıkkın tereccüh ettiğinden, meydana geldiğinden söz edilir. İşte bu tereccüh, müreccihsiz, yâni tercih edici bir sebep veya zât olmaksızın olamaz.

Herhangi bir şey yapıp yapmama hususunda bir karara varmamızdan önce, söz konusu şeyin yapılması ile yapılmaması müsavidir. Yapmayı tercih ettiğimizde, işin yapılması tereccüh etmiş olur. Meselâ, bir cümleyi yazdığımız takdirde cümlenin yazılması yazılmamasına tereccüh etmiştir. İşte bu tereccüh, bir müreccihe yâni tercih yapan bir kâtibe delâlet eder ve onsuz olamaz.

Aynen öyle de, bu kâinatın varlığı gösteriyor ki, onun yaratılması, yoklukta kalmasına tereccüh etmiştir. Bu tereccühün müreccihsiz olması muhaldir. Kâinatın yaratılmasını tercih eden müreccih ise ancak ve ancak Kadîr-i Mürîd olan Allah-u Azîmüşşân’dır.

Cenab-ı Hak, kâinatın var olmasını, yoklukta kalmasına tercih etmiştir. Bu hâşâ; Allah’ın ihtiyacından değil, O’nun, lütuf ve kereminden dolayıdır. Bediüzzaman Hazretleri bu hakikatı şöyle ifade eder:

“Cenab-ı Hakk’ın ef’alinde, tercih edici bir garaza, bir illete ihtiyaç yoktur. Ancak tercih edici, Cenab-ı Hakk’ın ihtiyarıdır.”80

Dipnotlar:

79. Taftazânî, Şerh-i Makâsıd, 2/129.
80. İşârâtü-ül İ’caz.

Yazar: Mehmed Kırkıncı

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

İtibari emirlerde, yani insan iradesinin üssü’l-esası olan meyelanda Cenab-ı Hakkın kudreti taalluk etmeden tercih teşekkül edebilir. Cümle bu hali ile doğrudur. İradeyi işin içine katmamak gerekir. Çünkü cebre vesile olan kudrettir irade değil. İlahi iradenin nüfuz etmediği bir saha söz konusu değildir.

Bazen kelimeler anlamlarını kaybederek tamamen özel bir mana kalıbına dönüşebiliyor. Bu yüzden olaya kelime anlamı ile değil terim anlamı ile bakmak gerekiyor. Gerçek anlam yan anlam gibi.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
lighted
Irade meselesinde düzelttiğiniz için teşekkür ederim. Tam cevap alamadımsa da artık meseleyi uzatmak istemiyorum. Ben şahsen bu siteden çok istifade ediyorum. Allah sizlerden razı olsun, yaptığınız hizmetlerde tevfik versin.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...