"Kalbin gözbebeğinde aks-i nurunu yerleştirmektir." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah, insanın kalbini Ayine-yi Samed olarak yaratmıştır. Yani kusursuz ve her cihetle eksik ve noksandan münezzeh olan Zatı Akdes'ten başkası ile tatmin olmayacak bir vaziyet ile yaratmıştır.

İnsan kalbi, bütün esma ve sıfatları sevecek ve mazhar olacak bir genişliğe ve keskinliğe sahiptir. İnsanın böyle kabiliyetli ve geniş olan kalp aynasını, Allah’ın isim ve sıfatlarını göstermekte ve izhar etmekte kullanması gerektiğine işaret ediyor.

Nasıl insanın göz bebeğine güneş küçük bir model olarak oraya yansımak ile girer. İnsanın kalp aynasına da Allah, bütün isim ve sıfatları ile tecelli olarak girebilir. Ama bu girmek, yani tecelli etmek, insanın iradesinin sarfından sonra olur. Üstat, bu manayı "Kalbin göz bebeğine aksi nurunu yerleştir." tabiri ile ifade ediyor.

Özetle, kalbin göz bebeğine aksi nurun yerleşmesi demek, Allah’ın bütün isim ve sıfatlarının geniş ve keskin olan insanın kalp aynasında tecelli etmesi ve görünmesi demektir.

Nasıl görme olayı, gözün merkezi olan gözbebeğinde gerçekleşiyor ise, marifet ve muhabbetin de gerçekleştiği yer ve mahal; kalbin içi ve merkezidir. Yalnız görme işi iradesiz bir şekilde gerçekleşirken, kalbin merkezine ve içine marifet ve muhabbetin yerleşmesi; insanın irade ve kabulüne bırakılmıştır. Yani insan iman ve taat ile Allah'a kul olmadan, kalbin gözbebeğine marifet ve muhabbet yerleşemiyor.

Kainat,
Allah’ın isim ve sıfatlarına dev bir aynadır, bu aynada Allah’ın isim ve sıfatları azamet ve haşmet ile tecelli eder.

İnsan ise dev ayna olan kainatın küçültülmüş bir modeli, bir özeti gibidir. Allah’ın bütün isim ve sıfatları, bu küçültülmüş model ve aynada daha okunaklı ve daha kuşatılabilir bir mahiyettedir.

Kalp ise; insanın kainata nispeti gibi, insan mahiyetinin küçültülmüş bir misali ve modeli hükmündedir. Yani kalp öyle acaip küçültülmüş bir genişlik ki; kainat ve insanda tecelli eden bütün isim ve sıfatlar, kalpte de tecelli ediyor. İşte bu tecellinin kalpte faal ve parlak olabilmesi iman ve ibadete bakıyor. Kalbin gözbebeğinde Allah’ın nurunun aksetmesi bu şekilde oluyor.

"Ben göklere ve yere sığmam, fakat mü'min kulumun kalbine sığarım."(1)

hadis-i kudsisi, bu manaya işaret eden veciz bir ifadedir.

(1) el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: II/165; İmam-ı Gazâlî, İhyâ-u Ulûmüddîn, III/14.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

ciddeli
Tıbbi bir açıklama ile yorumunuza yön vermek isterim. Görüntüler gözbebeğine yansır ve gözün içindeki küreye de temessül eder ve oradan sinirler ile beyinde yorumlanır ve görme algısı gerçekleşir. Nasılki bir insanın gözbebeğine bakıldığında, o gözün baktığı yer, gözbebeğinde görünür. Gözbebeği şeffaf ve içinde bulunan bir organ. Görmenin ilk adımıdır, içeriye nakleder. Nurun gözbebeğine yerleştime ifadesi, Allahu A'lem, bir şeye sürekli bakmayı, bir işi sürekli yapmayı ifade etmektedir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...