"Kavi bir ihtimalle ferah verecek bir teşebbüs etmek lazımken, o vaziyete hiç ehemmiyet vermeyerek, bilakis, beni tazyik eden ehl-i dünyanın lehinde olarak bir fikirde bulundum." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bu iki ay zarfında heyecanlı bir vaziyet-i siyasiye karşısında bana, hem alakadar olduğum çok kardeşlerime kavi bir ihtimalle ferah verecek bir teşebbüs etmek lazımken, o vaziyete hiç ehemmiyet vermeyerek, bilakis beni tazyik eden ehl-i dünyanın lehinde olarak bir fikirde bulundum. Bazı zatlar hayret içinde hayrette kaldılar. Dediler ki: Sana işkence eden bu mübtedi ve kısmen münafık baştaki insanların takip ettikleri siyaseti nasıl görüyorsun ki ilişmiyorsun?" (Lem'alar, On Altıncı Lem'a, İkinci Meraklı Sual.)

On Altıncı Lem’adaki meraklı suallerden ikisi dâhilî ve haricî siyasetle alakadardır. Hususan dâhilî siyasetle alakadar olanı 12 ağustos 1930’da Fethi Okyar tarafından kurulan "Serbest Cumhuriyet Fırkası"dır. Mustafa Kemal'in isteği üzerine ve muvazaalı olarak kurdurulan bu partinin içyüzünü bilmeyen halkın büyük teveccühü kurduranların niyetlerini aşmış, CHP idarecilerinde büyük bir korku ve telaşa sebep olmuştur.

Üstad hareket tarzını iman hizmeti ile sınırlasa da memlekette yaşanan hadisata gözünü ve kulağını kapamamaktadır. Bu tezahürü bir fırsat olarak değerlendirmediği, ancak muhtemelen hadisatın neticelerini tahmin ettiği için ses de çıkarmadığını, iman hizmetine devam etmek gerektiğini ifade etmektedir.

Nitekim "Serbest Cumhuriyet Fırkası" da 17 Kasım 1930'da 100. günü bulmadan kurucusu tarafından feshedilmiş, tuzak boşa çıkmıştır.

Kısmen fereç; -Bazılarına göre- Üstad Hazretlerinin bu kurulan yeni partiye ya bizzat girerek ya da ciddi destek vererek siyasete girip, Nur talebeleri üzerindeki baskıyı kaldırmasıdır. Üstad Hazretleri resmen bu siyasi yola girmiş olsaydı, muhtemelen üzerindeki mutlak baskı bir derece hafifleyecek, bu da iman hizmetindeki talebelerine kısmen ferec ve ferahlık verecekti. Muhtemel bu cüz’i menfaat için küllî iman hizmetini terk etmemiş, siyasetten daima uzak durmuş ve bütün gayret ve himmetini iman üzerine teksif etmiştir.

"Lehinde" ifadesini Üstad'ın hem kendisini hem de talebelerini siyasetten men etmesi şeklinde anlamak mümkün. Çünkü Üstad ve talebeleri siyasete aktif bir şekilde girse idi, bu düşmanlarının aleyhine olurdu. Siyasete girmemekle âdeta mevcut idarecilerin lehinde bulunmuş gibi oldu.

"Risale-i Nur ve şakirtlerinin meşgul oldukları vazife, rûy-i zemindeki bütün muazzam mesailden daha büyüktür. Onun için dünyevi merak-aver meselelere bakıp, vazife-i bakiyenizde fütur getirmeyiniz." (Emirdağ Lahikası-I, 21. Mektup)

Üstad Hazretleri bahsi geçen yerde de bu hakikati şöyle izah ediyor:

"Bu zamanda ehl-i İslam’ın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalaletle kalblerin bozulması ve imanın zedelenmesidir. Bunun çare-i yegânesi nurdur, nur göstermektir ki, kalbler ıslah olsun, imanlar kurtulsun."

"Eğer siyaset topuzuyla hareket edilse, galebe çalınsa, o kâfirler münafık derecesine iner. Münafık, kâfirden daha fenadır. Demek, topuz böyle bir zamanda kalbi ıslah etmez. O vakit küfür kalbe girer, saklanır, nifaka inkılap eder. Hem nur, hem topuz ikisini, bu zamanda benim gibi bir âciz yapamaz. Onun için, bütün kuvvetimle nura sarılmaya mecbur olduğumdan, siyaset topuzu ne şekilde olursa olsun bakmamak lazım geliyor." (Lem'alar, On Altıncı Lem'a, İkinci Meraklı Sual.)

Netice olarak; bu muhtemel hadise, Türkiye’nin çok partili rejime geçmesine imkân tanıyan bir teşebbüs mahiyetini taşıyordu. Bu nedenle yeni bir partinin kurulması mutlak baskı ve istibdadın kısmen kırılması ve demokrasinin az da olsa yerleşmesi anlamına geldiğinden halk buna ciddi teveccüh ediyordu. Böyle bir imkân ortaya çıktığı hâlde Üstad Hazretleri buna iltifat etmiyor, imana hizmetini tercih ediyor. Zira siyaset topuzu ile iman nuru aynı elde durmaz...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...