Block title
Block content

Külliyat'ta birçok yerde rastlanan, "tevhidin mertebeleri" ifadesinden ne anlamamız gerekiyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah’ı bilmek iki türlüdür. Birisi, Allah’ın isim ve sıfatlarının kainat ve mevcudat üstündeki tecellilerini okuyarak marifet kazanmaktır. İslam bu tarz marifeti emrediyor. İnsan bu marifet yönünde ne kadar derinleşip terakki ederse o kadar iyidir. Bu tarz marifetin insanlar arasında ilmelyakin, aynelyakin ve kakkalyakin gibi çok derece ve mertebeleri vardır. İnsan Allah’ın her bir isminin tecellisini kainat aynasında okursa, marifeti de o oranda ziyadeleşir. Her bir isim ve sıfat Allah’ı farklı açıdan insana tanıtır. Bu yüzden bütün isimlerin penceresi ile Allah’a marifet kazanamayan birisinin marifeti nakıs ve eksiktir.

Dolayısı ile tevhidin mertebeleri, bu isimlerin pencerelerinden Allah’ı görmek ve okumak şeklinde farklılık arz eder.

Bir de bu okuma ve görmenin cüziyet  külliyet, ehadiyet ve vahidiyet makamları vardır. Makam ve tefekkürü yüksek olanlar o isimleri külliyet ve vahidiyet  ile okurken, makamı avam ve ya düşük olanlar cüziyet  ve ehadiyet ile okurlar.

Mesela, ben Allah’ın Rezzak olmasını küçük soframda cüzi ve ehadi okurken, nazarı külli olan bir asfiya bütün kainat sofrasında külli ve vahidi olarak okur. İşte tevhidin hadsiz makamları bu iki noktadan tevellüt ediyor. Zira Allah’ın fiili isimlerinin haddi ve sınırı bulunmuyor. Sınırsız isimler de sınırsız makamları iktiza ediyor. Ayrıca her ismin de cüzi külli ehadi vahidi makamları bulunuyor. Hal böyle olunca, tevhidin de hadsiz makam ve mertebeleri bulunuyor.

Allah’ı tanımaya çalışmanın diğer türü ise, Zat-ı Akdesi muhakeme ve duygular vasıtası ile idrak etmeye çalışmaktır. İslam bunu yasaklamıştır. Zira insanın muhakeme ve duyguları Allah’ın Zat-ı Akdes’ini  anlamakta aciz ve çaresizdir. İnsan ne kadar kendini zorlasa da Allah’ın Zat-ı Akdesini idrak edemez. Zira insan fani ve cüzi duygular ile donatılmıştır. Halbuki Allah’ın Zat-ı Akdesi ezeli ve ebedidir. Cüzi ve kayıtlı duygular ile sonsuz ve sınırsız bir varlığı idrak edip anlamak mümkün değildir. Bu yüzden "İnsanın aklında ve düşüncesinde Allah’ın Zat-ı Akdesi hakkında ne varsa o Allah değildir." hükmü, önemli bir hüküm ve önemli bir prensiptir.  Üstad Hazretlerinin naklettiği  ifade  ile

"İdrâk-i maâlî bu küçük akla gerekmez,
Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez."

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...