Kur’an-ı Kerim'in "Zat ve sıfat ve esma ve şuun-u İlahiyenin kavl-i şarihi, tefsir-i vazıhı, burhan-ı katıı, tercüman-ı satıı" olmasını izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Kur’an Allah’ı bize zat, sıfat, esma ve şuunatıyla anlatır.
Onun zatı, bir mevcud-u meçhuldür. Ona emsal hiçbir şey yoktur. (bk. Şûra, 42/11)
O, ilim-irade-kudret gibi sıfatlarla muttasıftır.
O, Rahman-Rahim gibi nice isim ve ünvana sahiptir.
Onun, kendini tanıttırmak, isyan edenlere ceza vermek şuunatı vardır.
İşte Kur’an, Allah’ın zatının şerh edici bir kelamı, sıfatlarının bariz bir tefsiri, isimlerinin kati bir delili ve şuunatının da parlak bir tercümanıdır.
Kur’an’ın en büyük vazifesi ve gayesi, Allah hakkında en sağlam ve sağlıklı malumatı insanlığa ders vermektir. Bu sebeple Kur’an Allah’ın Zat-ı Akdesine, isim ve sıfatlarına, yüksek ve ulvi hâl ve keyfiyetinin bir kavl-i şarihi, yani izah edici bir beyanı, tefsir-i vazıhı, yani açık ve net bir tefsiri, burhan-ı kâtıı, yani kati ve kesin birer delili, tercüman-ı sâtıı, yani etraflı ve her şeyini izah ve beyan eden parlak bir tercümesidir.
Bu cümlenin kısa ve icmalî meali; Allah’ı Allah’tan başka kimse daha güzel, daha açık, daha kati, daha etraflıca tarif edemez, demektir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü