"Manidar bir mektub-u Rabbani ve muntazam bir kaside-i kader" teşbihlerini izah eder misiniz? Kainata da muntazam bir kaside-i kader denilmesini nasıl anlayabiliriz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem nasıl ki, şu insan gayet manidar bir mektub-u Rabbânîdir, muntazam bir kaside-i kaderdir. Öyle de şu kâinat dahi, aynı o kalem-i kaderle, fakat büyük bir mikyasta yazılmış muntazam bir kaside-i kaderdir." (Mektubat, 20. Mektup, 2. Makam)

Kâtip “yazan”, mektup da “yazılan” demektir. Rabbani ise, belli bir terbiyeden geçmekle son halini almış manasına gelir.

Kâinat büyük bir kitap, her mahluk ise o kitaptan bir kelime, bir cümle makamındadır. İnsanın “gayet manidar bir mektub-u Rabbânî” olması ifadesi, çok harika bir tefekkür hazinesidir.

Misal olarak bir elma üzerinde konuşalım:

Bir kâğıda elma yazalım ve kâğıdın üzerine de bir elma koyalım. Bunların her ikisine elma deriz. Şu farkla ki, birincisi sadece elmanın ismini ifade eder, onun hiçbir vasfını taşımaz. Yani kâğıda yazdığımız elma yenilmez ve insana hiçbir fayda sağlamaz. Hakiki elma ise rabbanîdir, yani ağaçtan hassas ölçülerle süzülmüş, üstüne güzel bir renk, içine kokular ve faydalı vitaminler konulmuş çok kıymetli bir gıda olmuştur.

Bir harf kâtipsiz olmayacağına göre, o elma yazısı da bir kâtibi gösterir. Hakiki elma ise ondan çok daha ileri bir derecede, kendini kudret kalemiyle yazan Rabbinin sanatını, rahmetini ve hikmetini ilan eder.

Bu kısa izahtan sonra “gayet mânidar bir mektub-u Rabbânî” ifadesine bir derece nazar etmeye çalışalım. İnsan da yeryüzü sayfasında kudret kalemiyle yazılmış en manidar bir kelimedir. Öyle ki onun her bir organı mesela, gözü, kulağı, kalbi, midesi hakkında ciltlerle kitaplar yazılmıştır. İnsan bedeni hakkında yazılan bu sayısız kitaplar yanında ruhu ve ona takılı olan aklı, hafızası ve his dünyası da ayrı birer kitaptırlar. İnsan ahsen-i takvim olarak ifade edilen bu üstün yaratılışı sayesinde hem kendini, hem onu meyve veren kâinat ağacını tefekkür etmekte, İlâhî sıfat ve isimlerin tecellilerini okumakta, imanı, marifeti ve muhabbeti daima teali etmektedir.

“Kaside-i kader” üzerinde de kısaca duralım:

Bilindiği gibi kaside, büyük zatları methetmek için yazılan bir şiir türüdür. Kasideler ekseriyetle aruz vezninde yazılmıştır. Bu vezinle yazılan şiirlerde kelimeler belli bir kalıba göre seçilir ve yerleştirilir. Kaside-i kader ifadesi her mahlukun hem son derece nizamlı yaratıldığını hem de kendinde tecelli eden esma ve sıfatlarla Cenab-ı Hakk’ın medih ve senasını dile getirdiğini birlikte ders verir. Kader kelimesi, her şeyin daha yaratılmadan bütün hususiyetleriyle ilahi ilimde takdir edildiğine dikkatimizi çeker.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Mistar-ı kader üzerinde kudret kalemiyle yazılan mektubat-ı Rabbaniye"ye bir iki misal vererek, "tefekkür ve istihsan" vazifelerinin nasıl ifa edildiğini biraz açar mısınız?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...