Üstad'ımızın devletin yaptığı bazı tayinat tekliflerini ağabeylere havale etmesinin neticesi ne oldu acaba?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu konuda risalelerde geçen aşağıdaki yerleri vererek tahlili ona göre yapacağız.

"Madem hâl böyledir اِنَّ الضَّرُورَاتِ تُبِيحُ الْمَحْظُورَاتُ kaidesiyle, zaruret derecesinde olsa, inşaallah zarar vermez. Fakat ben reddettim; reyinize havale ediyorum." (Emirdağ Lahikası-I, 8. Mektup)

"İaşe için tahsisatlarından, yalnız masraf borçları vermek için bir tek defa sekiz günlük tayinatı kabul ettim, daha istemem dedim." (bk. age., 9. Mektup)

"Bana karşı şimdiki tazyikatın üç sebebi var: Birincisi: Heyet-i Vekilenin kararıyla, iaşem için her gün iki buçuk banknot ve sair masraflar için de bir tahsisat ve istediğim tarzda bir haneyi inşa edip bana vermek hakkında buraya emir gelmişti. Ben de kabul etmedim. Yalnız yol masrafı için Denizli'de sevkiyatım için verilen bir kısmı kabul ettim. Onlar da kızdılar, tarassuta başladılar." (bk. age., 17. Mektup)

Zaruret derecesinde almak ruhsat iken, kabul etmemek ise takva ve azimet oluyor. Büyük zatlar ruhsat ile değil, takva ve azimet ile hareket ettikleri için, onların bu tarzda hareket etmeleri imanlarının kuvvetinden ileri geliyor.

Üstad'ımızın bu gibi kararları, daha önceleri yalnız olduğu için kimseye danışma ihtiyacı hissetmiyordu. Fakat belirli bir zaman sonra Üstad'ın arkasında koca bir cemaat ortaya çıkınca artık onlarla istişare etme ihtiyacı hâsıl olmaya başladı. Bazı şeyler zaten kesin reddedilecek veya kabul edilecek cinsten ise, net bir şekilde kararını ifade ederdi.

Risalelerin gerek münteşir gerekse gayr-i münteşir mektuplarından veya Risalelere girmemiş olan hatıralardan yaptığımız inceleme ve araştırmalarda, meselelerin meşverete havalesi hususunda şöyle bir netice ortaya çıktığını müşahede ettik:

Üstad'ımız, hizmeti ile alakalı meselelerde fikir beyan etmeden ağabeylere havale etmişse, ağabeyler oturup uzun uzun meşveret edip vardıkları neticeyi Üstad'a arz ederlerdi. Fakat Üstad Hazretleri "Benim reyim budur! Benim içimden geçen şudur!" gibi kendi kanaatini izhar ettiği şeyleri meşverete havale ettiğinde, ağabeyler "Üstad'ın bu meselede bir içtihadı veya kanaati varsa, bizim bir şeyler söylememiz doğru olmaz." diyerek Üstad'ın fikrine riayet ederlerdi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 395
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

artiha

Bu durumun hususiyet barındırma ihtimali var. Denizli'de şahsına tazyikat olsa da, burada, başka yerden iaşe ediliyor fikriyle hizmet töhmet altında kalabilir. Abdullah Yeğin ağabey de, muaveti şahıs değil, hizmete terettüp etmesi durumunda kabul ederdi. Hulusi abinin tabiriyle, en büyük hizmet hizmete zarar vermemektir. Burada olacak faydadan ziyade, olmaması istenen zarar ön planda olsa gerek. Daha fazla tahkikat iktiza edebilir. Burada verilen mesaj çok hayati. Hem şahsi duruşunu koruyor ve hem de hizmeti göz ardı etmiyor. Tayinattan öte olan bu

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...