Mîran aşiret reisi Mustafa Paşa, Üstad'a "Seni Fırat Nehrine atarım." diyor. Cizre’den Fırat değil, Dicle geçiyor. Ne dersiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Abdulkadir Badıllı ağabey “Mufassal Tarihçe-i Hayat”ta bu konuya bir şerh düşmüş, ona bakılabilir.
Necmettin Şahiner “Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi” eserinde “Seni nehre atarım” ifadesini kullanmaktadır.
Şöylece birleştirilebilir:
O bölgede yaşayan ve bölgenin şartlarını ve konuşma tarzını bilen insanların ifadesine göre “fırat” kelimesi ekseriyetle “nehir” manasında kullanılmaktadır. Bu sebeple bizzat “Fırat” ismiyle bilinen nehir değil de normal bir nehir manasında kullanılmış olabilir.
Mesela eskiler, Suriye’ye Şam derlerdi. Hâlbuki Şam isminde başkenti olan şehir de var. Şam hem bir bölge ismi, hem de hususi bir yer ismi. Aynen bunun gibi, bu "fırat" konusu da bu kabilden olabilir diye düşünüyoruz. Fırat hem (o bölgeye mahsus) umumi nehir ismi, hem de hususi bir nehrin ismi.
Böyle kabul edildiği takdirde, “Seni nehre atarım” manası ortaya çıkar ki, hem "Tarihçe-i Hayat"taki ifade, hem Necmettin Şahiner hem de "Mufassal Tarihçe"deki ifadeler de birleşmiş olur.
"Mustafa Paşa, tekrar dışarıya çıkarak biraz gezindikten sonra içeriye girer. Bediüzzaman’a, “Benim Cezire’de çok âlimlerim var. Eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım. Eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehrine atarım.”
Molla Said, “Bütün ulemayı ilzam etmek benim haddim olmadığı gibi, beni de nehre atmak senin haddin değildir. Fakat ulemaya cevap verince sizden birşey isterim ki, o da mavzer tüfeğidir. Şayet sözünde durmazsan, seni onunla öldüreceğim” der.
Bu muhavereden sonra Paşa ile birlikte atlarla Cezire’ye giderler." (Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı)
Buradan şu da çıkarılabilir:
İlk buluşma yeri Cizre olmayıp, muhavere sonrası oraya gidildiğidir. Yani Fırat nehrine yakın bir yerde görüşüp, akabinde oraya gidilmiş olabilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü