Mutezile kader hakkında yani imani bir meselede Ehl-i Sünnetten farklı ve zıt düşünüyorsa, neden ehl-i itizale kâfir denilmiyor da, dalâlet ehli deniliyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sual: Mutezile imamları, şerrin icadını şer telâkki ettikleri için, küfür ve dalâletin hilkatini Allah’a vermiyorlar. Güya onunla Allah’ı takdis ediyorlar! 'Beşer kendi ef’âlinin hâlıkıdır.' diye dalâlete gidiyorlar." (1)

Mutezile kaderi ya da kader ile ilgili âyetleri külliyen inkâr etmiyor, kendine göre tevil ediyor. Tevil ederken de felsefe ve aklı ölçü alıyor. Bundan dolayı onlara kâfir değil "ehl-i bid'at" ya da "ehl-i dalâlet" deniliyor.

Umumi manada ehl-i sünnet, Mutezile'yi İslam dışı saymamaktadır. Akılcı bir mezhep olan Mutezile, mantık kaideleriyle çelişir gördüğü âyet ve hadisleri, ehl-i sünnetten farklı biçimde ve aklı esas alarak yorumlamıştır.

Mutezile mezhebi, aklı esas aldığı ve özellikle de Abbasîler döneminde felsefe ile çok alakadar olduğu için fazlasıyla eleştirilmiştir.

Mutezile'ye göre insan irade ve kudret sahibidir, kendi fiillerinin yaratıcısıdır. Onlara göre insan, kendi fiillerini yaratırsa ancak hür ve mesul olur, ceza ve mükâfat ancak böyle tahakkuk eder.

Mutezile'nin bu konudaki görüşünde aşırılığa gittiği görülüyor. Hakikatte insan cüz'i bir irade sahibidir. Allah’ın bahşettiği bir kudretle fiillerini yapar; ama -hâşâ- kendi fiillerinin halıkı olamaz.

İnsan dilediğini tercih etme ve yapma hakkına sahiptir. Ama hiçbir zaman mutlak irade ve kudret sahibi değildir.

(1) bk. Lem'alar, On Üçüncü Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...