Mutezile kader hakkında yani imani bir meselede Ehl-i Sünnetten farklı ve zıt düşünüyorsa, neden ehl-i itizale kâfir denilmiyor da dalalet ehli deniliyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sual: Mutezile imamları, şerrin icadını şer telakki ettikleri için, küfür ve dalaletin hilkatini Allah’a vermiyorlar. Güya onunla Allah’ı takdis ediyorlar! 'Beşer kendi ef’âlinin halıkıdır.' diye dalalete gidiyorlar." (Lem'alar, On Üçüncü Lem'a.)

Mutezile kaderi ya da kader ile ilgili ayetleri külliyen inkâr etmiyor, kendine göre tevil ediyor. Tevil ederken de felsefe ve aklı ölçü alıyor. Bundan dolayı onlara kâfir değil "ehl-i bid'at" ya da "ehl-i dalalet" deniliyor.

Umumi manada Ehl-i sünnet, Mutezile'yi İslam dışı saymamaktadır. Akılcı bir mezhep olan Mutezile, mantık kaideleriyle çelişir gördüğü ayet ve hadisleri, Ehl-i sünnetten farklı biçimde ve aklı esas alarak yorumlamıştır.

Mutezile mezhebi, aklı esas aldığı ve özellikle de Abbasiler döneminde felsefe ile çok alakadar olduğu için fazlasıyla eleştirilmiştir.

Mutezile'ye göre insan irade ve kudret sahibidir, kendi fiillerinin yaratıcısıdır. Onlara göre insan, kendi fiillerini yaratırsa ancak hür ve mesul olur, ceza ve mükâfat ancak böyle tahakkuk eder.

Mutezile'nin bu konudaki görüşünde aşırılığa gittiği görülüyor. Hakikatte insan cüz'i bir irade sahibidir. Allah’ın bahşettiği bir kudretle fiillerini yapar; ama -haşa- kendi fiillerinin halıkı olamaz.

İnsan dilediğini tercih etme ve yapma hakkına sahiptir. Ama hiçbir zaman mutlak irade ve kudret sahibi değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...