"Niçin Muhyiddin-i Arabî gibi harika zatlar sahabelere yetişemiyorlar?" Sahabe efendilerimizle alakalı fazilet konusunu neden kolay kavrayamıyoruz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sahabeye yetişilememesinin çok sebepleri olabilir; biz birkaçını kısa cümleler ile ifade etmeye çalışalım.

Birincisi, sahabeyi bizzat terbiye edenin Peygamber Efendimiz (asm) olması. Peygamber Efendimizin (asm) harika kemali ve sohbeti onlarda müthiş bir inkişaf sağlamıştır.

İkincisi, muhitin tesiri. Sahabe asrında din öyle içten ve derin yaşanıyor ki, âdeta her yer bir fakülte gibi sürekli sahabeyi eğitiyor ve dine hasr-ı nazar ettiriyor. Her evde, her pazarda, her sokakta her mescitte ve her savaşta iman talim ediliyor. Üstelik de Kâinatın Fahr-i Ebedisi (asm) olan en üstün insan onların başında!.. Böyle bir muhitte o insanın kötü kalabilmesi âdeta imkânsızdır.

Üçüncüsü, sahabenin Kur’an’a ilk ve canlı bir şekilde şahid ve muhatap olmasıdır. Bir hadise yaşanıyor, Allah Teâlâ o hadise üzerine vahiy gönderiyor. Bunun insan ruhunda bıraktığı tesir onu velayetin en yüksek makamına çıkarmaz mı? Bu sebeple Kur’an’ı en mükemmel manada anlayan, hazmeden ve yaşayan sahabelerdir. Bu hususta onlara yetişmek asla mümkün değildir. "Bir şeye yakın olan uzak olandan daha iyi görür." kaidesince, Kur’an’ı anlama ve yaşama konusunda sahabeler eşsizdir.

Dördüncüsü, sahabe saff-ı evveldir. Yani ilk iman edenler ilk eza çekenlerdir. Bu yüzden ümmetin bütün hayır ve hasenatlarının bir misli de onların amel defterlerine işleniyor. Onlara sevap noktasından yetişmek de imkânsızdır...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.794
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

erhangul01

Çok okuyan değil çok gezen bilir demişler. Çok gezen bizzat yaşayarak hakkalyakin öğrenir. Tüm maddi ve manevi latifeleri ile gezdiği yerleri adeta ezberler. Bizler çok okuyanlar gibiyiz. Evet peygamber efendimiz sav. hadislerini okuyoruz, islami ilimleri okuyoruz, peygamberimizi ve getirdiği dini öğrenmeye çalışıyoruz. Fakat sahabe efendilerimiz bizzat yaşayarak öğreniyorlardı. Düşünün peygamber efendimizle birlikte bir meclistesiniz ve o anda vahiy geliyor. Siz vahyi bizzat peygamber efendimizin dilinden dinliyorsunuz. Peygamber efendimizin hissetiği bütün güzel duyguları, heyecanı tüm latifelerinizle hissediyorsunuz. Daha sonra peygamber efendimiz, gelen vahiyle ilgili size ders veriyor. Böyle bir ders insanın bütün damarlarına, hücrelerine kadar işler.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...