Bediüzzaman Said Nursi'nin, devrin tarikat ve ilim ehli olan Allah dostları ile tanışıklığı, konuşması veya hatırası olmuş mudur?
Değerli Kardeşimiz;
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, hayatında tarikat ehli ve Allah dostları ile irtibatı ve görüşmeleri elbette olmuştur. Ancak kendisi doğrudan bir tarikata mensup olmamış, daha çok iman ve Kuran hakikatlerini anlatmaya yönelmiştir. İmanları kurtarma ve tahkikî imanı gönüllerde yerleştirmeye çalışmıştır. Tasavvufun kıymetini takdir etmiş, tarikat ehline hürmet etmiştir. Fakat kendisinin “tarikat şeyhi” olmadığını vurgulamıştır.
Gençliğinde özellikle tasavvuf büyükleriyle görüşmüştür.
Mesela, Nakşî tarikatına mensup bazı büyük şeyhlerle ve âlimlerle sohbet etmiştir. Onlardan dersler almıştır. Bunlardan bazıları;
- Şeyh Abdurrahman-ı Tâğî,
- Seyda-i Tillo Efendi,
- İsparit Ocağı dâhilinde bulunan Tağ Köyü'nde Molla Mehmed Emin Efendi,
- Şeyh Seyyid Nur Muhammed Hazretleri,
- Bayezid'de Şeyh Mehmed Celalî Hazretleri,
- Siirt'te Molla Fethullah Efendi.
Daha başka birçok âlim ve şeyhlerle görüşmüştür ve ders almıştır.
"Molla Said Şark’ın büyük ulema ve meşâyihinden olan Seyyid Nur Mehmed, Şeyh Abdurrahman-ı Tâğî, Şeyh Fehim ve Şeyh Mehmed Küfrevî gibi zevat-ı âliyenin her birisinden ilim ü irfan hususunda ayrı ayrı derslere nail olduğundan, onları fevkalâde severdi. Ulemadan Şeyh Emin Efendi, Molla Fethullah ve Şeyh Fethullah Efendilere de ziyade muhabbeti vardı." (Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı)
Ayrıca 34 yaşında iken Şam'da hutbe vermiştir. Yüzlerce evliya ve alimlerle görüşmüştür. Onların teveccühünü kazanmıştır.
"Şam ulemasının ilhahı ve ısrarı üzerine, Câmiü’l-Emevîde on bine yakın ve içerisinde yüz ehl-i ilim bulunan azim bir cemaate karşı bir hutbe irad eder. Bu hutbe fevkalâde takdir ve tahsin ile kabule mazhar olur. Bilahare, buradaki hutbesi, Hutbe-i Şâmiye namıyla tab edilmiştir." (Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı)
Üstad, alimlerin suallerine verdiği cevaplar o kadar meşhur olur ki, Mısır'dan İstanbul'a ziyarete gelen Şeyh Bahit Efendiden Bedîüzzaman'ı ilzam için yardım isterler.
"Mısır Câmiü’l-Ezher Üniversitesi reislerinden meşhur Şeyh Bahît Efendi İstanbul’a bir seyahat için geldiğinde, Kürdistan’ın sarp, yalçın kayaları arasından gelerek İstanbul’da bulunan Bediüzzaman Said Nursî’yi ilzam edemeyen İstanbul uleması, Şeyh Bahît’ten bu genç hocanın ilzam edilmesini isterler..." (Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı)
Üstad Bediüzzaman Hazretleri manen, bazen de yakaza aleminde önceki asırlarda yaşamış büyük evliya ve alimlerden de feyz almıştır.
"Yeni Said’in hususî üstadı olan İmam-ı Rabbânî, Gavs-ı Âzam ve İmam-ı Gazâlî, Zeynelâbidin (r.a.) hususan Cevşenü’l-Kebîr münâcâtını bu iki imamdan ders almışım. Ve Hazret-i Hüseyin ve İmam-ı Ali Kerremallahü Veche’den aldığım ders, otuz seneden beri, hususan Cevşenü’l-Kebîr’le daima onlara mânevî irtibatımda, geçmiş hakikati ve şimdiki Risale-i Nur’dan bize gelen meşrebi almışım." (Emirdağ Lâhikası-I, 154. Mektup)
"Kürtlerin edip dâhilerinden Molla Ahmed Hâni Hazretlerinin, gündüzleyin bile havf ile girilen kubbe-i saadetine kapanır, bazan geceleyin de orada kalırdı. Bundan dolayı ahali, Bediüzzaman'a 'Ahmed Hâni Hazretlerinin feyzine mazhar olmuştur.' diyordu." (Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı)
"Tillo’da iken, bir gece Şeyh Abdülkadir-i Geylânî (k.s.) Hazretlerini rüyasında görür. Geylânî Hazretleri (k.s.) kendisine hitaben: Molla Said! Mîran aşireti reisi Mustafa Paşaya gidiniz ve kendisini tarik-i hidayete dâvet ediniz. Yaptığı zulümden vazgeçerek namaza ve emr-i mârufa müdavim olmasını tavsiye ediniz..." (Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı)
"... Şeyh Hazretleri (Mehmed Küfrevi), Molla Said’e iltifat eder, teberrüken bir ders verir. İşte Molla Said’in en son aldığı ders bu olmuştur."
"Bir gece Molla Said, rüyasında Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerini görür. Kendisine hitaben, 'Molla Said, gel beni ziyaret et, gideceğim.' demesi üzerine hemen gider, ziyaret eder. Ve Şeyhin uçup gittiğini görünce uyanır. Saate bakar, saat gecenin yedisidir. Tekrar yatar. Sabahleyin Şeyhin hanesinden matem seslerinin yükseldiğini işitir, oraya gider ve Şeyh Hazretlerinin gece saat yedide vefat ettiğini haber alır. Mahzun olarak geriye döner." (Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı)
Üstad Bediüzzaman Diyanet ve ilim erbabı birçok zat ile mükaleme etmiş ve onlardan Risale-i Nur'un neşri ve sahiplenmeleri için destekler istemiştir. Bunlardan bazıları;
- Mısır Câmiü'l-Ezher Üniversitesi reislerinden meşhur Şeyh Bahit Efendi,
- Keçeci Şeyh Mustafa Efendi,
- Nasuhizade Şeyh Mehmed Efendi,
- Mehmet Feyzi Efendi ,
- Beşkazalı Osman-ı Hâlidî efendi,
- Topal Şükrü Efendi.
Diyanet ehliden;
- Hamdi Akseki Efendi,
- Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi,
- Muhammed Hamidullah,
- Ali Ulvi Kurucu,
- Fâzıl-ı muhterem Meclis-i Mesahif ve Tedkik-i Müellefat-ı Şer'iye Reis-i Âlîsi Şeyh Safvet Efendi Hazretleri, bir Risaleye takriz yazmıştır.
Daha nice alimlerle görüşmüş ve müdavele-i efkâr etmiştir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü