"O tahatturla o mübarek kelimelerin mânâları cüz’iyetten külliyete çıkar ve o kudsî ve ihâtalı mânâlar tasavvur edilir veya edilebilir." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Niyet ve tasavvur; bir iksir gibi, insanın hem ibadetini hem de tefekkürünü cüz’îlikten küllîliğe çıkarır. Şöyle ki:
İnsan sabah kahvaltı yaparken; Rezzak ismini sadece kendi küçük sofrasında tefekkür eder ve şükrü de o sofraya göre olur. Sonra niyet ve tasavvur ile der ki; "Şimdi aynı anda mahallemde de benzer sofralar kurulmuş, onlar da rızıklanıyorlar." Böylece tefekkürünü biraz daha genişletir. Sonra bütün şehirdeki insanları düşünür, ondan ülkesine, sonra bütün dünyadaki insanlara, bütün mahlûkata nazar eder, tefekkürü küllîleşir.
Bir serçe kuşunda tecelli eden cüz’î rızık, aslında küllî tevhidin bir ucudur. İnsan, sofrasının başında yemeğini yerken, bütün serçelerin, otlayan koyunların, çiçeklere konan arıların, süt emen yavruların kısacası bütün canlıların kendi sofraları başında Allah’ın ihsan ettiği nimetlerle beslendiklerini düşünürse, “Bir buçuk milyonu aşkın hayvan türlerini kim besliyorsa, benim rızkımı da O veriyor” der, tefekkürünü küllîleştirir.
Bunu bütün ibadetlere de tatbik edebiliriz.
Namazdaki tahiyyatta da aynı mâna geçerlidir. Bütün hayat sahiplerinin ve mevcudatın hayatları ile Allah’a takdim ettikleri zikir ve tesbihleri, insan kendi namına "et-Tahiyyat" kelimesi ile Allah’a takdim ediyor.
Tahiyye, lügat mânasıyla “hayır, dua etme”, “malikiyet” gibi mânalara gelir. Bu ifade, namazda lügat mânasıyla değil, ıstılahî olarak “hediye-i ubûdiyet” mânâsında istimal edilmektedir.
Allah Resulü (asm.) mi’racta, Cenâb-ı Hakk’a selâm makamında “Ettehiyyâtülillâh” demekle, bütün mahlûkatın ibadetlerini, tesbihlerini, hamd ve senalarını, kâinat şeceresinin en mükemmel meyvesi olarak, kendi namına Allah’a takdim etmiştir.
İnsan, küllî istidadı, harika cihazları ve mükemmel duygularıyla, bütün kâinatı kucaklayacak bir mahiyettedir. Aynı zamanda insan, Allah’ın bütün isim ve sıfatlarına en cami’ bir aynadır. Bu yüzden kâinat ve mevcudatın halifesi ve kumandanı hükmündedir.
İnsan, bütün mahlûkata vekâlet edip, bütün kâinatın lisan-ı hal ve lisan-ı kal ile yaptıkları ibadetlerini ve tesbihlerini Rabbine takdim edecek kumandan hükmündedir.
Bunun için de niyet ve tasavvur ile böyle bir külliyet bulunuyor. Bu kelime niyetsiz ve tasavvursuz bir şekilde söylendiği zaman, cüz’î ve çekirdek olarak kalır, mânalar külliyet ile açılmaz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü