"Öyle bir tesanüd, öyle birbirine muavenet, öyle birbirinin sualine cevap vermek ve birbirinin imdadına koşmak ve birbirine sarılmak, birbiri içine girmek..." Misal verir misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Kâinatın heyet-i mecmuasındaki teavün, tesanüd, teanuk, tecavübden tezahür eden sikke-i kübrâ-yı Ulûhiyettir ki, Bismillâh ona bakıyor..." (Lem'alar, 14. Lem’a, İkinci Makam)
Teavün; yardımlaşma demektir. Kâinatın bütün parçaları arasındaki şiddetli münasebete kinaye olan bir kelimedir. Bulutun toprağa yağmur, denizlerin havaya bulut vermesi ve hepsinin el ele verip bitkilerin imdadına koşmaları bir çeşit yardımlaşmadır. Kâinatın her bir cüzünde bu münasebet vardır.
Tesanüd; dayanışma içinde olmak demektir. Yine yardımlaşmada olduğu gibi, kâinatın en küçük parçasından en büyük galaksilerine kadar her şey arasında bir dayanışma ve yardımlaşma manası hükmediyor. Kâinatın bir ucundaki bir küre ile diğer ucundaki küre arasında bizim idrakinden aciz kaldığımız gizli ve ince bir dayanışma mevcuttur. Dayanışma yardımlaşmaya nispetle, biraz daha geniş bir halkadır.
Teanuk; kucaklaşmak ve kenetleşmek manasına gelir. Teavün ve tesanüdün biraz daha ileri mertebesini ifade eder. Yani kâinat ve unsurları arasında öyle şiddetli bir ilişki ve münasebet var ki, âdeta birbirlerine kenetlenmiş ve kucaklaşmış gibidirler. Bu vaziyet de kâinatı âdeta parçalanması ve bölünmesi imkânsız bir bütün haline sokuyor.
Tecavüb; cevaplaşmak, haberleşmek manasına gelir. Cevaplaşmada konuşmak ve dertleşmek manası hükmeder ki, artık parçalar arasında bütünlük manasının en son ve kâmil manasıdır. Yani kâinat ve parçaları, âdeta ana ile evlat gibi birbirleri ile konuşup dertleşiyorlar. Diğer tabirlerin en mükemmel noktasıdır. Güneş ile toprak konuşacak derecede birbirleri ile şiddetli münasebet içindedirler. Kalp ile beyin arasındaki sinirler ve damarlar, âdeta cisimleşmiş bir hitaplaşma ve cevaplaşıp konuşma gibidir. Daha buna benzer sınırsız misaller vardır. Bugün fen ilimleri bu manayı daha da netleştirip muşahhaslaştırır.
Görüldüğü üzere bu kelimeler arasında bir şiddet ve sıklık farklılığı bulunuyor. Yardımlaşma en hafif bir derece iken, tecavüb en şiddetli ve sık bir ilişkiye işaret ediyor. Kâinat bu dört kavram sayesinde bölünmez bir bütün gibidir. Bir cüz kimin ise bütün de ona aittir, manasını bize ders vermektedir.
İşte kâinattaki bu muazzam dayanışma ve yardımlaşma; kâinatı bölünmez ve parçalanmaz bir bütün haline getiriyor. Bu bütün ise bir tek Allah’a aittir. Çünkü bir elmayı icat etmek, bütün kâinatı bir fabrika gibi çalıştırmaya vabestedir. Elma kimin ise, elmanın oluşmasında fabrika gibi çalışan kâinat da onundur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü