"Pek zâhir bir surette kastî bir in’âm ve ikram ve ihtiyarî bir ihsan ve imtinan mânâsı ve hakikati herbirisinde hissedildiği gibi, mecmuunda ise, güneşin zuhurundaki ziyası gibi görünüyor." Açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kainat ve dünyadaki nimetlere, ikramlara ve ihsanlara bakıldığında arkasında bir kasıt, bir irade bir niyet görünüyor. Her bir ikram ve ihsan, Muhsin ve Kerim bir zatı bize ispat ediyor.

Bir eve girdiğimizde orada mükellef bir sofra ile karşılaşsak, hemen ev sahibinin ikram niyetini ve konukseverliğini takdir ederiz. Yani sofra ve içindeki nimetler ev sahibinin niyet ve iradesinin somutlaşmış bir şekli gibidir. O sofranın tesadüfen ve iradesiz bir şekilde oluştuğuna kimse ihtimal vermez. Sofra ile sofrayı hazırlayan arasında sıkı bir bağ vardır. Sofra, sofra sahibinin sadece varlığı hakkında değil kişiliği hakkında da bize ciddi ip uçları verir.

Aynen misaldeki gibi kainat ve dünya bir cihetle mükellef ve mükemmel bir sofradır. İçinde sayısız çeşitte nimetler ve ikramlar sergileniyor. Bütün bu nimetler ve ikramlar, büyüklüyü ve ihatası nisbetinde Muhsin ve Kerim bir zatı, isim ve sıfatları ile bize ispat edip tanıttırır. Onun irade ve kastı adeta her bir nimet üstünde somut bir nakış gibi işlenmiştir. Bir elma Allah’ın inayet ve ikram iradesinin somut ve elle tutulur bir şeklidir. Işık nasıl fiziki bir gereklilik bağı ile güneşi gösterip ispat ediyor ise, dünya sofrası da nimet ışıkları ile Allah’ın irade ve kastını gösterip ispat ediyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...