“Rahmetin vücudu güneş kadar aşikâr” olduğu halde, ekser insanların bundan gafil olmaları nedendir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Nimetten in’ama geçsen Mün’imi bulursun.”(1) cümlesi, sorunun cevabında hareket noktamız olabilir. İnsanoğlu akıl sayesinde kendisinin hizmetine verilen her şeyin faydalarını, hikmetlerini bilmekle, bu noktada hayvandan ayrılıyor.

Mesela, hayvan da nefes alır, ama havayı tanımaz, “Ciğer nedir, kan nedir, kanın kirlenmesi ve temizlenmesi nedir?” bilmez. İnsan ise aklı sayesinde bunları bilir. Ancak bu noktada kalır da bir adım ötesine geçmezse, yani havanın kendisi için bir nimet olduğunu, bu nimetin kendi kendine var olmadığını ve bu özelliklerle tesadüfen donatılmadığını düşünmezse Mün’imi, yani o nimeti ihsan eden Rabbini bulamaz.

Eşyanın bize olan faydaları güneş gibi aşikârdır. Yine güneş gibi aşikâr olan bir başka hakikat ise bu eşyanın bizi tanımadıkları, bilmedikleri, bize merhamet etmekten uzak olduklarıdır. İşte bu ikinci hakikati düşünmeyen, nimetleri ve ihsanları gaflet ile geçiştiren, sefahatle sarhoşlaşan, dünya menfaatlerinde boğulup ahireti unutan kimseler, bu İlahî rahmeti göremiyorlar.

İşte başta peygamberlerin, sonra onun varisi olan büyük âlimlerin vazifesi insanların nazarlarından perdeyi kaldırıp “eserde müessiri, nimette ihsanı, rahmette Rahim’i, hikmette hakîmi, ilimde âlimi” göstermek için çalışmaktır. Bizler de kendi çapımızda bu görevi yapmaya gayret edip, çevremizdeki insanları gafletten kurtarmaya çalışmalıyız. Bu çok büyük bir görev ve büyük bir mazhariyettir.

(1) bk. Sözler, On Yedinci Söz, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...