"Risale-i Nur’un mesleği odur ki, zihinlerde bir iz bırakmamak için, sair ulemaya muhalif olarak, muarızların şüphelerini zikretmeden..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Risale-i Nur’un mesleği odur ki, zihinlerde bir iz bırakmamak için, sair ulemaya muhalif olarak, muarızların şüphelerini zikretmeden öyle bir cevap verir ki, daha vehim ve vesveseye yer kalmaz." (İşaratü'l-İ'caz, Tenbih)
Bu vecize, Risale-i Nur’un metodolojisindeki en özgün ve psikolojik açıdan en etkili yaklaşımlardan birini ortaya koyuyor. Klasik kelam veya münazara ilminde genellikle önce karşı tarafın şüphesi, itirazı veya argümanı açıkça zikredilir, ardından ona cevap verilir. Ancak bu yöntemin ciddi bir riski vardır: Şüpheyi çürütmek isterken, onu hiç duymamış bir zihne ilk defa fısıldamış ve orada bir iz (vehim / vesvese) bırakmış olursunuz. Risale-i Nur’un buradaki stratejisini birkaç temel maddede özetleyebiliriz:
Doğrudan Hakikati İnşa Etmek: Şüpheyi cerhetmek yerine, doğrudan o şüphenin temelini ortadan kaldıracak pozitif hakikati öyle bir netlikte anlatır ki, şüphe daha zihne girmeden eriyip gider.
Zihin Temizliği (Profilaksi): Tıpta koruyucu hekimlik nasıl hastalık gelmeden vücudu koruyorsa, bu metot da zihni mikroplarla (şüphelerle) tanıştırmadan ona bağışıklık kazandırır. Zihinde gereksiz, kirli veya kafa karıştırıcı soru işaretleri bırakmaz.
Kuşatıcı Cevap: Verilen cevap öyle bir üslupla ve fıtrata uygun şekilde verilir ki, kişi kendi iç dünyasında gizliden gizliye fısıldayan o vesvesenin cevabını aldığını fark eder; ama o vesvesenin adını koyup onu büyütmemiş olur.
Kısacası; karanlığı tek tek taşlamak yerine doğrudan ışığı yakma mesleğidir bu. Işık gelince karanlık zaten kendiliğinden, hiç tartışmaya gerek kalmadan yok olur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü