“Sâni-i Hakîm, anâsırı tahrik edip tavzif ederek... kendine lâyık bir nevi kemâlâta koşturuluyor.” Zerrelerin mertebe kat ederek kemaline ulaşmasını; mesleki ve bilimsel açıdan izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Sâni-i Hakîm, anâsırı tahrik edip tavzif ederek, onlara bir ücret-i kemâl hükmünde madeniyat derecesine çıkarmasıyla ve madeniyâta mahsus tesbihatları onlara bildirmesiyle ve madeniyâtı tahrik ve tavzif edip nebâtât mertebe-i hayatiyesinin makamını vermesiyle ve nebâtâtı rızık ederek tahrik ve tavzif ile hayvânât mertebe-i letâfetini onlara ihsan etmesiyle ve hayvânâttaki zerrâtı tavzif edip rızık yoluyla hayat-ı insaniye derecesine çıkarmasıyla ve insanın vücudundaki zerrâtı süze süze tasfiye ve taltif ederek tâ dimağın ve kalbin en nazik ve lâtif yerinde makam vermesiyle bilinir ki, harekât-ı zerrât hikmetsiz değil; belki kendine lâyık bir nevi kemâlâta koşturuluyor."(1)

Mezkur cümlelerde geçen anasır elementler demektir. Bir çivide bulunan demir elementi, bir bitkide de, hayvanda da insanda da bulunmaktadır. İşte demir elementi, Allah'ın istihdâmı ile bu vücut mertebelerine girmektedir.

Böylece, câmid olan demir elementi hayata mazhar olmuş oluyor. Bu misali, bütün elementlere tatbik edebiliriz. Bitkilerin, hayvanların ve insanların vücutları, birer kışla gibi, oraya giren elementler oradaki hayat mertebesinin şerefine mazhar olmuş oluyorlar. Bu şeref, elementleri tahrik eden birer zevk ve lezzet vesilesidir.

Aynı şey bir karbon atomu için de düşünülebilir. Atomun, yukarıda sıralanan her gittiği yerde çalışırken farklı esma tecellisine mazhar olduğu için farklı derecede nurlanıyor. En sonunda, gören, işiten, tadan, tanıyan, öğrenen, öğreten, rızıkların her çeşidi ile beslenen, istiğfar eden, hasta olup şifa bulan bir hayat mertebesine sahip insan vücudunda görev yaparken, zerreler daha çok esma tecellisine mazhar oluyor. Yani Semi, Basir, Hâkim, Âlim, Rezzak, Kerim, Gafur, Rahim, Hafız, Şafi, Hay, Kayyum ve Muhyi gibi isimlerin tecellisinde görev yapan zerrelerin hareketi hikmetsiz değil; belki kendine lâyık bir nevi kemâlâta koşturuluyorlar, letafet ve nuraniyet kazanıyorlar.

(1) bk. Sözler, Otuzuncu Söz, İkinci Maksad.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...