"Semâvât ve arzın Sâniindeki kudret, hem nihayet kemâlde, hem nihayetsiz olduğunu ispat ettik. Eğer şerik bulunsa, mütenâhi diğer..." Şirkin ne kadar akıl ve mantıktan uzak ve ters bir yaklaşım olduğunun anlatıldığı bu bölümü izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah’ın kudreti ya sonsuzdur ya sonludur; aklen ve mantıken bunun ortası yoktur. Bu önerme akli ve mantıki bir önermedir. Zira sonlu olan bir kudret aynı zamanda sonsuz olamayacağı gibi, sonsuz bir kudret de aynı zamanda sonlu olamaz. Şayet bir kudret bir yerde durup orayı yapamayacağı anlaşılır ise, zaten onun sonsuz kudret olmadığı sabit olur.

Mantıkta "İki zıt bir arada olamaz." hükmü kati bir hükümdür. Öyle ise Allah ya sonsuzdur ya da sonludur. Sonlu olsa, sonluları icat edemez, zira kendi de sonlu olduğu için yaratmaya kadir değil mahaldir, yani kendi de yaratılmaya muhtaçtır.

Şayet Allah -haşa- sonlu ise, ona zaten ilah diyemeyiz. Zira ilah sonsuzluğu temsil eden zaruri bir hükümdür. En nihayetinde akıl ve mantık sonsuz ve ezeli olan bir varlığı kabul etmek durumundadır. Zira mümkün mümküne illet olamaz. Yani varlık sahasına çıkmamış bir şey, başka bir şeyin varlık sahasına çıkmasına yardımcı ve sebep olamaz. Demek ezelde var ve sabit olan ezeli ve sonsuz bir ilah bulunmak aklen zaruridir.

Malum, aklen ve mantıken zaruri olan bir varlık levazımı ile sabit olur. Yani ilahı ilah yapan, ilahi ve ezeli sıfatlarıdır. İlahi sıfatların arızi hallere konu olması ise imkânsızdır. Öyle ise Allah sonsuz kudret sahibidir ve yaratamayacağı hiçbir şey yoktur. Bu, kâinat olsa da olmasa da aklın ve mantığın kabul etmesi gerektiği zaruri bir hüküm ve önermedir.

Üstad Hazretleri bu özet ifadesinde "sonsuz olan aynı zamanda sonlu olamaz" diyerek, mantıki bir delil sunmuş oluyor. "Her şeyi Allah yapar, ama şu işi yapamaz." dediğimiz zaman, Allah’ın sonsuz kudretine bir sınır koymuş oluyoruz. Bu durumda bir şeye hem sonsuz hem de sonlu demek anlamına geliyor ki bunun tutarsızlığı çok açık ve nettir. Bu yüzden gayrimütenahi bir kudretin tenahisi yani sonu olmaz ve olamaz; o kudret mümkün olan her şeyi icat eder.

Özetle, Allah’ın sonsuz kudretine bir sınır koymak, bir nihayet vermek hem dinen hem de aklen imkânsız bir şeydir.

"Çünkü, semâvât ve arzın Sâniindeki kudret, hem nihayet kemâlde, hem nihayetsiz olduğunu ispat ettik. Eğer şerik bulunsa, mütenâhi diğer bir kudret, o nihayetsiz ve gayet kemâldeki kudreti mağlûp edip bir kısım yer zaptetmek ve ona nihayet vermek ve mânen âciz bırakıp, hadsiz olduğu halde tahdit etmek ve hiçbir mecburiyet olmadan, bir mütenâhi şey, nihayetsiz bir şeye, nihayetsiz olduğu bir vakitte nihayet vermek ve mütenâhi yapmak lâzım gelir ki, bu, muhâlâtın en gayr-ı makulü ve mümteniâtın en katmerlisidir."(1)

Allah’ın varlığı vacibdir. Yani, varlığı zâtındandır, evveli ve ahiri yoktur, olmaması muhaldir. Bütün mahlûkatın varlığı ise mümkindir. Yani, varlığı zâtından değildir, Allah’ın yaratmasıyla var olmuştur. Evveli ve ahiri vardır. Şerikin varlığı ise muhaldir, mümtenidir. Bu derste hakikat şöyle ispat edilmektedir.

Allah’ın kudreti sonsuz olduğu halde, şerikin bulunması halinde bu sonsuzluğa bir nihayet verilmiş oluyor. Zira şerikin de kendine has ayrı bir kudreti olacak ve o kudretle bir tasarrufta bulunmak isteyecektir. Böyle bir tasarrufta bulunduğu takdirde, “o nihayetsiz ve gayet kemâldeki kudreti mağlup” etmiş, “bir kısım yer zapt” ederek “ona nihayet” vermiş ve onu “manen âciz bırak”mış olur.

Başka risalelerde ifade edildiği gibi “Cem-i zıddeyn muhaldir.” Yani iki zıt birlikte bulunamazlar. Mesela, bir insan bir şeyi ya bilir veya bilmez. Hem bilmek hem bilmemek bir arada bulunamaz. Şerikin bulunması ve bazı işleri kendi kudretiyle yapması halinde cem-i zıddeyn lazım gelir. Yani Allah sonsuz kudret sahibi olduğu ve acizden münezzeh olduğu halde şerikin tasarrufuna engel olmaktan aciz olması gerekir. Bu ise Üstadın ifadesiyle “nihayetsiz bir şeye, nihayetsiz olduğu bir vakitte nihayet vermek” demek olur ki böyle bir hal muhal olduğu gibi böyle bir fikir de yine Üstadın ifadesiyle “muhalatın en gayr-ı makulü ve mümteniatın en katmerlisidir.”

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...