"Sevdiğin mal ve evlât ve perestiş ettiğin nefis ve hevâ ve meftun olduğun gençlik ve hayat zayi olup kaybolacak, senin elinden çıkacaklar. Fakat günahlarını, elemlerini sana bırakıp boynuna yükletecekler." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Eğer kişi helal yoldan kazanmazsa yahut helal yoldan kazandığını Allah yolunda sarf etmezse, malı boşu boşuna zayi olacaktır. Meşru yollarla kazanılmayan mal ve servet, kişiye kısacık dünya hayatında zevk ve sefa sürdürür, lakin bunun hesabı çetin, azabı elim olur.

İslami bir terbiye ile yetiştirilmeyen bir evladın işlediği her günahta babasının da hissesi vardır. Şayet anne ve baba evlatlarını imanlı ve faziletli olarak yetiştirirlerse, o salih evlatlar onlar için birer sevap kaynağı olurlar.

Nefis “iman, ibadet ve takva” ile terbiye edilirse, kişiyi ala-yı illiyin makamına çıkarır. Şayet günah ve heva yolunda serbest bırakılırsa, insanı esfel-i safilin olan en aşağı bir mertebeye düşürür.

Gençlik hayra da şerre de en kuvvetli bir vasıtadır. Eğer gençlik iman ve ubudiyet yolunda değil de haram işlerde ve şerde, kullanılırsa, insanı ebedî felakete sürükler.

Elemleri yüklemesinin sebebi: Lezzetlerin zeval bulmasıdır. Üstadımızın ifadesiyle; “Firâkın elemi, telâki lezzetinden ağırdır."(1) Yani lezzetlerin sona ermesi, elemin ve üzüntünün sebebidir. Bir şeye kavuşmak çok lezzetli olsa da ondan ayrılmak daha elimdir. Zira insana “of” dedirten şeylerin başında, geçmiş zamanda yaşadığı güzel günler ve lezzetler gelir. O lezzetlerin zeval bulması ve elinden çıkması ona “of” dedirtir ve acı verir.

Bu bahsin daha iyi anlaşılması için Yirmi Üçüncü Söz’ün İkinci Mebhasının Üçüncü Nüktesi'ndeki Eski Said’i yeni Said’e çeviren temsili okumak gerekir.

Günahların kişinin boynuna yüklenmesi meselesine gelince:

Bu konu hakkında birkaç âyet-i kerîme ve hadis-i şerif nakledelim:

“Allah’a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince, günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak şöyle derler: 'Dünyada yaptığımız kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize!' Bakın, yüklendikleri yük ne de kötüdür!” (En’am, 6/31)

“Elbette onlar kendi yüklerini ve kendi yükleriyle birlikte nice yükleri (başkalarını saptırmanın vebalini) taşıyacaklar ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.” (Ankebut, 29/13)

“Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlere karşı cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır.” (Âl-i İmran, 3/180)

“...Kim bir mala hıyanet ederse, kıyamet günü hıyanet ettiği şeyi boynuna yüklenerek gelir...” (Âl-i İmran, 3/161)

Amr ibni Kays el-Melâi rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Mümin bir kul kabrinden çıktığı zaman en güzel suretli ve en hoş kokulu bir şey onu karşılar ve ona: 'Beni tanıyor musun?' diye sorar. O da: 'Hayır, tanımıyorum, fakat biliyorum ki Allah Teâlâ senin kokunu hoş ve suretini güzel kılmış.' der. Bunun üzerine o da: 'Sen de dünyada böyle idin! Ben senin salih amelinim. Uzun zaman dünyada ben sana bindim, bugün ise sen bana bin!' der."

Râvi burada: 'Takva sahiplerini Rahman’a vefa olarak (binekli bir cemaat hâlinde) haşredeceğimiz gün...' (Meryem, 19/85) ayetini okudu."

"Kâfiri de en kötü suretli ve en pis kokulu bir şey karşılar ve ona: 'Beni tanıyor musun?' diye sorar. O da: 'Hayır tanımıyorum, fakat biliyorum ki Allah Teâlâ senin suretini çirkin ve kokunu pis yapmış.' der. Bunun üzerine o da: 'Sen de dünyada böyle idin! Ben senin kötü amelinim. Uzun zaman dünyada sen bana bindin, bugün ise ben sana bineceğim.' der. Râvi burada: 'Onlar günahlarını sırtlarına yüklenirler.' (En’am, 6/31) ayetini okudu."(2)

Ebu Seleme rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Kim başkasının toprağından, bir karış miktarı yere tecavüz ederse, kıyamet gününde yedi kat yerden (isabet eden toprak), o mütecaviz zalimin boynuna halka gibi geçirilir.”(3)

Bu ayet ve hadislerden de anlaşıldığı gibi; Cenâb-ı Hak ahirette amelleri tecessüm ettirecek ve onlara maddî bir vücut verecektir. Bu sayede günahlar kıyamet günü sahibinin sırtına binecek ve onun yükü olacaktır. “Dünyanın gayr-ı meşru lezzetlerine uzatılan ellere zehirli dikenlerin batacağını”(4) düşünen kişi, onlara el uzatmaz.

Cenâb-ı Hak cümlemizi bu yükten muhafaza etsin. Âmin!

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Zeylü'l-Hubab.
(2) bk. İbni Ebî Hâtim 7228.
(3) bk. Buhari, Mezalim 13.
(4) bk. Mesnevi-i Nuriye, Zeylü'l-Hubab.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...