"Şu teşhirgâh-ı dünyada mahlukat nazarında Esma-i İlâhiye’nin garip sanatlarını ve latif cilvelerini bilerek hayatımızla teşhir ve izhar etmemiz,.." ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan, Allah’ın, ahsen-i takvimde yarattığı en mükemmel bir eseridir. İnsanın, bu esma tecellilerini teşhir etmesi, başkalarına, yani diğer insanlara, meleklere, cinlere ve ruhanilere göstermesi, hayatının önemli bir gayesidir.

Bu noktada şu hususun da dikkatten kaçmaması gerekir:

İnsandan asıl maksat onun ruhudur. Beden ruhun hanesi hükmündedir. Bir insan, hem bedeninde, hem de ruhunda tecelli eden isimleri teşhir ederken, bu organlarını ve duygularını temiz tutmaya, ruhunu günahlarla kirletmemeye, hafızasına zararlı şeyler koymamaya, aklını haram sahalara yormamaya, hayalini gereksiz ve zararlı bir şekilde kullanmamaya özellikle dikkat etmelidir.

Allah, kainatı kendi isim ve sıfatlarını gösterip sergilemek için, bir ayna suretinde yaratmıştır. Ya da kainat bir fakültedir, ders konusu ise; Allah’ın isim ve sıfatlarıdır.

Kainatta her mahluk ve mevcut, hakkı ile Allah’ın isim ve sıfatlarını üstünde teşhir edip ilan ederken, kainatın en önemli ve en kapsamlı aynası hükmünde olan insanın, bu vazifeyi ifa etmemesi elbette büyük bir cürümdür.

İnsan kainatın küçük bir numunesi olması yönünden, kainatta azametle tecelli eden isim ve sıfatlar, insanda daha mütevazi ve okunaklı bir şekilde tecelli ediyor. Bize düşen görev; bu tecelli eden isim ve sıfatları üstümüzde görünür hale getirmektir. Bu da; ancak iman ve ibadet ile mümkündür.

Allah’ın her bir şuunatı, sıfatları ve isimleri, insanın mahiyetinde bir nakış suretinde tecelli etmiştir. Mesela; Allah’ın mukaddes lezzet şuunatı, bizde cüzi lezzet olarak; sem ve basar sıfatı, bizde göz ve kulak olarak; Adl ve Rahim isimleri, bizde hem nakış hem de hayatımızda adaletli ve şefkatli olmak şeklinde tecelli etmişlerdir.

Bizim buradaki görevimiz; iman ve marifet nuru ile bu tecelli ve nakışları hem okumak ve hem de başkalarına, hayatımıza tatbik suretinde okutmaktır. Yani birisi bize ve hayatımıza baktığı zaman, Allah’ın bu mukaddes vasıflarını bizde görmesi gerekir.

İnsan, esmâ-i hüsnânın âdeta bir aynası ve bir geniş tezgâhıdır. Mesela:

· İnsanın yüzü, Musavvir isminin bir sanatıdır.

· Hayatı, Muhyi isminin bir tecellisidir.

· Yüzündeki azalarının birbirine uyumlu olması, Adl isminin bir tecellisidir.

· Her cihazında yüzlerce hikmetin bulunması, Hakîm isminin bir tecellisidir.

· Açılıp kapanan göz kapaklarının gözü temizlemesinden tutun kanın vücudu temizlemesine kadar bütün temizlik faaliyetleri, Kuddüs isminin bir cilvesidir.

· Uzuvlarının bir kalıptan çıkmışçasına yaratılışı, Bâri isminin bir tecellisidir.

· Bir damla sudan yaratılması, Hâlik isminin bir tecellisidir...

Ve daha bunlar gibi, insanın her hâli esma-i İlahiyenin garip bir sanatı ve latif bir cilvesidir.

İnsanın vazifesi ise esma-i İlahiyenin kendisine taktığı bu garip sanatları ve latif cilveleri bilerek hayatıyla teşhir etmesidir. Yani kendisini okuması, kendinde tecelli edeni bilmesi ve bu tecelliyi bilerek hayatıyla teşhir ve izhar etmesidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...